Türkiye Ekonomisi & İş Dünyası & Girişimcilik
Pazar, Şubat 21, 2010
04:47

Ayakkabıcılar Derneği (AYAD) tarafından teşvik kapsamındaki Çorum’da 130 bin metre kare alanda kurulacak Türkiye’nin ilk Ayakkabı Köyü’nde günde 500 bin çift ayakkabı üretilecek.

AYAD Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Selçuk, Türkiye’nin bir ayakkabı sanayi ülkesi olduğunu, bütün Avrupa’ya ayakkabı giydirecek kadar eski ve yeni teknolojilere bulunduğunu belirtti.

10 Euro’dan 100’e

Selçuk, Türkiye’nin ayakkabı ihraç etmesi gerekirken, üretimden kaçılarak, kolay kazanç yolunun seçilerek ithal ayakkabı getirilmesinin sektörün çaresizliğinin göstergesi olduğunu söyledi. Selçuk, ithal mahkumu sektörün, sanayisini kaybettiği gibi yan sanayisini de kaybeden bir yapıda olduğunu bildirdi. Bu koşullara rağmen kişisel birtakım çalışmalarla sektörün canlanmaya başladığını söyleyen Selçuk, yabancı markaların Türkiye’de 10 Euro’ya ürettikleri ayakkabının Avrupa ülkelerinde 100 Euro’ya satıldığını kaydetti.AYAD olarak sektörde yeni çıkış noktaları aramak için çalıştıklarını anlatan Selçuk, nisan ayında Çorum’daki Yan sanayilerle birlikte 65 bin metre kare kapalı alan günde 500 bin çift ayakkabı üreteceklerini kaydetti. Selçuk, “Ayakkabı Köyü”nün 2 yıllık sürede tamamlanacağını ve 7 bin 500 kişinin istihdam edileceğini aktardı.

Cumartesi, Şubat 20, 2010
06:25

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Hindistan ziyaretinde yazılım devi WIPRO'nun Türkiye'de yatırım yapmasının temelleri atıldı. Gül, Mumbai'de görüştüğü WIPRO Başkanı Azim Premji'den Türkiye'de yatırım sözü aldı. 

Cumhurbaşkanı Gül, görüşmede Premji’yi Türkiye’de yatırım yapmaya, Türk şirketleriyle ortak projeler gerçekleştirmeye davet etti. Gül, WIPRO’nun Türkiye’ye gelmesi halinde, görüşmeyi organize eden Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın her türlü yardım ve desteği sağlayacağı güvencesi verdi.

Görüşmede AR-GE yasasının sağladığı teşvik avantajlarını anlatan Gül, yatırım yeri olarak da Türkiye’nin değişik yerlerinde kurulu bulunan teknoparkları işaret etti.

WIPRO Başkanı Premji de, Gül’e, Türkiye’de yatırım yapmak istediklerini belirterek, incelemelerde bulunmak üzere en kısa sürede Türkiye’ye heyet göndereceğini söyledi. Premji, kendisinin de İstanbul’a gelerek bazı görüşmeler yapacağını kaydetti.

WIPRO’nun, Türkiye’de bilişim teknolojisi merkezi kurma üzerinde yoğunlaştığı belirtiliyor.

Hindistan’ın en büyük ikinci bilişim teknolojisi firması olan WIPRO’nun temel faaliyet alanını, yazılım geliştirme, iş süreçlerinin tedariki, yönetim danışmanlığı ve mühendislik destek hizmetleri oluşturuyor.

Yıllık 5 milyar dolar ciroya sahip olan ve bünyesinde 102 bin kişinin çalıştığı WIPRO, 35 ülkede faaliyet gösteriyor. WIPRO, faaliyetlerinin yüzde 80’ini ise ABD, Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden yürütüyor. New York Borsası’na kota olan firmanın 24 milyar dolar piyasa değeri bulunuyor.

Cumartesi, Şubat 20, 2010
06:24

Ziylan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan, bu yıl 45 milyon dolar yatırımla 25 Flo, 40 Polaris mağazası daha açacaklarını açıkladı.

Antalya'da bayileriyle bir araya gelen Mehmet Ziylan, "2010 yılı Ziylan Grubu'nun yılı olacak. 2010 yılında iki kat büyüyeceğiz. 2010'da 45 milyon dolar mağazacılık yatırımı yapacağız. Çok iddialı promosyonlarla perakende sektöründe bir kez daha ilklere imza atacağız. Koleksiyonumuza, üretimimize, mağazalarımıza ve ekibimize yatırım yapmaya devam edeceğiz. 2010 yılında en az 25 Flo, en az 40 Polaris mağazası açacağız." dedi. Polaris Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Güvel de, bu yıl fiyat politikalarında da yeni düzenlemelere gittiklerini belirterek, fiyatların 29,90 TL'den başlayarak 74,90 TL'ye kadar yükseleceğini söyledi.

Cumartesi, Şubat 20, 2010
06:20

Türk Telekom ve Avea'nın sahibi olduğu Hariri Grubu'na bağlı Turklandbank (T-Bank) Genel Müdürü Dinçer Alpman şube sayılarını önümüzdeki süreçte 45-50'ye çıkaracaklarını bildirdi.

 

Türk Telekom ve Avea'nın sahibi olduğu Hariri Grubu'na bağlı Turklandbank (T-Bank) Genel Müdürü Dinçer Alpman, bu yıl içinde KOBİ ve büyük ticari işletmelere 300-400 milyon dolar kredi vereceklerini ve şube sayılarını önümüzdeki süreçte 45-50'ye çıkaracaklarını bildirdi.

Bankanın tanıtımı için Antalya'da basın toplantısı düzenleyen T-Bank Genel Müdürü Alpman, Lübnanlı Hariri Grubu'nun 2006 yılı sonlarında MNG Bank'ı satın aldığını ve adını T-Bank olarak değiştirdiklerini anımsattı. Bankayı satın aldıklarında 9 olan şube sayısını 25'e çıkardıklarını belirten Alpman, mart ayı başında 2 yeni şubenin daha hizmete gireceğini bildirdi. T-Bank'ın sahibi olan Hariri Grubu'nun Türkiye'nin en büyük yabancı yatırımcısı olduğunu belirten Alpman, şöyle konuştu:

''Şu anda Türkiye'nin en büyük yabancı yatırımcısı olan Türk Telekom ve Avea'nın sahibi Lübnanlı Hariri grubu bankayı MNG'den satın aldı. Satın aldığımızda 9 şubesi vardı. Şu anda 25 şubeye çıktı. 2 şube Mart başında devreye girecek, böylece şube sayısı 27'ye çıkacak. Şube sayımızı 45-50'ye çıkartacağız. Böylece bankacılık sektöründe 350-400 kişilik istihdam daha sağlamış olacağız.''

Bankanın, daha çok KOBİ'lere kredi verdiğini anlatan Alpman, T-Bank'ın bilançosunun üçte birinin KOBİ kredilerinden oluştuğunu, bu oranın iki yıl içinde yüzde 50'ye ulaşacağını ifade etti.

Şu anda T-Bank'ın kredi portföyünün 1.2 milyar TL olduğunu, bunun yaklaşık 400 milyon TL'sinin KOBİ'lerce kullandırıldığını anlatan Alpman şöyle devam etti:

''T-Bank bu yıl 300-400 milyon dolar kredi verecek. Bu kredinin yüzde 40'ını da KOBİ'lere kullandırılacak. Bu yıl toplamda kredide büyüme hedefimiz yüzde 35 ile 40 seviyesinde olacak. KOBİ'lere kullandırılacak kredi 100-120 milyon dolara yakın. 2006 yılı sonunda Hariri grubuna geçen banka, 3 yıldır tamamen yabancı banka olarak faaliyette bulunuyor. Sermayesinin yüzde 50'si Arab Bank'a ait, Arab Bank zaten Hariri ailesi tarafından kontrol ediliyor. Bankayı aldıklarından beri yaklaşık 100 milyon dolar ilave sermaye artırımı yapıldı. Nihai hedefimizde 45-50 şube ile KOBİ'ler üstü firmaları desteklemek.''

POLİTİK RİSK

T-Bank'ın 2009 yılında bilançoda görünen karının 2 milyon dolar olduğunu, 2010 yılında ise 10-12 milyon dolar kar hedeflediklerini vurgulayan Alpman, yabancı sermayenin en çok politik riskten korktuğunu söyledi. Politik risk, erken seçim gibi durumların yabancı sermaye ve yatırımcıyı olumsuz etkileyeceğini ifade eden Dinçer Alpman, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Profesyoneller olarak en çok korktuğumuz politik risktir. Politik ortamın gerilmesi, ani bir erken seçim, hükümetin değişmesi gibi finans sektörünün çok kontrol edemediği ve bu olayların gerçekleştiği zamanda, ötesinde neler olacağını kestiremediği durumlar oluyor. Bunlar bizi çok etkiler. Bu ayrıca yurt dışı yatırımcıyı da çok etkiler. 2002'den beri Türkiye'de iktidarda tek parti var. Uyguladığı ekonomik programlarda, söylemlerde bir stabilite var. Dolayısıyla bu yurt dışı yatırımcı tarafından geçtiğimiz 5-6 yılda çok kabul gören bir şey. Bu ortamın bozulması, yurt dışından gelecek yatırımcıyı veya parayı beklemeye iter. Şu andaki iktidar ile muhalefet arasındaki gerginlik veya zaman zaman yargı ile iktidar arasındaki gerginliğin yurt dışını etkilediğini düşünmüyorum.''

Cumartesi, Şubat 20, 2010
06:19

Türk Hava Yolları, CAE ile 7000 Serisi Boeing 777-300ER Full Flight Simulator alımı için sözleşme imzaladı.

Star Alliance üyesi Türk Hava Yolları(THY), CAE Firmasından CAE 7000 Serisi Boeing 777-300ER Full Flight Simulator (FFS) alımı için CAE arasında sözleşme imzaladı.

THY’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Boeing 777-300ER FFS ve Boeing 737NG için tasarlanan simulatörler uçuş eğitim merkezine 2010 yılı içinde teslim edilecek. Açıklamada, bu sözleşmeyle Türk Hava Yolları ve CAE arasında 1997 yılında başlayan ilişkinin yenilenmiş olacağı kaydedildi.

Açıklamada, “Boeing 777-300ER FFS'in Türk Sivil Havacılığı ve diğer Ulusal Havacılık Otoriteleri tarafından, full-flight simülatörleri için en yüksek seviye olan JAR Level D'ye yetkin kılınması bekleniyor” denildi.

THY DÜNYA ÇAPINDA BİR MARKA OLACAK

Türk Hava Yolları Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil, yeni simulatörlerin teslimiyle uçuş eğitim merkezinin daha da güçleneceğini ve dünya çapında bir marka olmasına katkı sağlayacağını belirtti.
CAE Gurup Başkanı Jeff Robertsi ise, THY'nin, CAE'nin yeni jenerasyon uçuş simulasyon çözümlerini tercih etmesinden dolayı çok memnun olduklarını ifade etti.

Roberts ayrıca, 10 yıldan fazla süredir THY'nin uçuş eğitim ihtiyaçlarını karşılamaktan dolayı gururlu olduklarını ve Türk Hava Yolları global işlerini genişletirken, şirketle olan ortaklıklarını daha da güçlendirmeyi ümit ettiklerini kaydetti.

Cumartesi, Şubat 20, 2010
06:17

İngiltere'de 150 mağazası bulunan ve 2500 kişiye istihdam sağlayan Türk iş adamı Cafer Mahiroğlu, Türk tekstilciler için Batı'nın markalaşmak ve yatırım yapmak için bir fırsat olduğunu söyleyerek, ''Markayı satın almak, marka olmaktan çok daha kısa ve doğru bir yol'' dedi.

Mahiroğlu, iki yıl önce batmak üzereyken satın aldığı ''Select'' adlı İngiliz kadın giyim mağaza grubu için üretim yapılan şirketin Londra'daki merkezinde, yaptığı açıklamada, söz konusu mağaza grubunu satın aldıktan sonra yeni bir yapılanmayla şu anda aralarında yaklaşık 40 Türk'ün de çalıştığı, 2500 kişiyi istihdam ettiğini ve İngiltere'nin birçok şehrinde toplam 150 mağazasının bulunduğunu kaydetti.

''Her hafta bir mağaza açıyoruz. İngiltere benim için çok önemli. Hedefimiz 350 mağaza açmak'' diyen Mahiroğlu, bu dönemde marka yaratmanın, markalaşmanın zor olduğuna, o nedenle markayı satın almanın, marka olmaktan çok daha kısa ve doğru bir yol olduğuna dikkat çekti.

2009'daki küresel ekonomik krizin tekstil ve perakende sektörüne etkisini de değerlendiren Mahiroğlu, ekonomik krizi 2009 yılından önce de hissettiklerini söyleyerek, ''Kriz yaşanmamış olsaydı, şu anda sahip olduğumuz şirketi almamız mümkün değildi. 2008'in başında Select'i aldık. Select o dönemde ekonomik krizin ilk darbelerini yiyen şirketlerden biriydi. Biz krizden dolayı bu şirketi aldık. Krizden olumlu etkilenenlerdenim'' diye konuştu.

-''ORTA KESİME HİTAP EDEN BİR MARKA TÜRKİYE'DE SOSYETEYE PAZARLANMAYA ÇALIŞILDI''-

Türkiye'de ise tekstilin çok geliştiğini söyleyen Mahiroğlu, ancak Türkiye'deki tekstilcilerin Orta Doğu ve doğu bloğu ülkelerine yönelerek, ''hayati bir tehlikeye girdiklerini'' ifade etti. Mahiroğlu, ''Batıda olmazsan oradaki cephelerinizi pek koruyamıyorsunuz. Çünkü genelde markalaşma batıdan doğuya doğru gidiyor'' dedi.

Geçen iki yılın Türk tekstilcilerin batıda yatırım yapmaları ve markalaşmaları için fırsat olduğunu ve hala bu fırsatın devam ettiğini vurgulayan Mahiroğlu, ''Ancak şimdi bir yıl öncesi gibi bir fırsat yok, çünkü İngiltere'de ekonomik kriz çok hissedildi ve bu özellikle orta ölçekli şirketlerde büyük bir panik yarattı'' dedi.

Türkiye'de 2000'li yıllarla birlikte, markalaşmadan başka şansın olmadığının görüldüğünü ifade eden Mahiroğlu, ''Hep marka olacağım diyordum. Avrupa'da insanların aslında çok zeki olmadığını, bizden daha üstün olmadıklarını görüyorsun ve bu sizi rahatsız ediyor. Madem ben bu sektörün içindeyim marka olacağım diyorsun'' diye konuştu.

İngiltere'deki orta kesime hitap eden birçok markanın, ''Türkiye'de Nişantaşı'nda, sosyeteye pazarlanmaya çalışıldığını'' da söyleyen Mahiroğlu, bunun çok yanlış bir strateji olduğunu, çünkü doğru alıcının tespit edilemediğini belirtti.

-''TÜRKİYE'DE MANGO'DAN DAHA FAZLA İLGİ GÖRMEYİ BEKLERDİM''-

Markalaşmada küreselleşmenin önemine dikkat çeken Mahiroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'de satılan bir ürünü İngiltere'de satamazsınız. Türkler'in kalıp ölçüleriyle buradakilerin ölçüsü farklı. Türkiye'de marka bir kurumun Avrupa'ya açılımı da bu kadar kolay olmayacak.

Bu anlamda baktığınızda kendi ağını kurmuş bir markanın içini boşaltıp kendi kültürünüzü içine yüklemeniz çok daha doğru mu, evet çok daha doğru. Biz Select'te onu yaptık. 35 yıllık markayı aldık, Türkleştirdik. Türkiye'de mağazamızı açtık. Ama ben Türk halkının benim oradaki mağazalarıma Mango'dan daha çok ilgi göstermesini isterdim.''

-''RAKİPLERİMİZ RIVER ISLAND VE NEW LOOK''-

Cafer Mahiroğlu ayrıca, İngiltere'de River Island ve New Look gibi tekstil markaları ile rekabet içinde olduklarını söyledi.

Bu iki markayı belli kriterlere göre seçtiklerini belirten Mahiroğlu, ''Birincisi biz 150 noktadayız, bizimle birlikte aynı noktalarda, aynı kesime hitap eden markalara bakıyoruz. Fiyat politikaları bize yakın. Çizgilerimizle daha çok River Island'a yakınız ama fiyat politikası ve hitap ettiğimiz kesim New Look'un hakim olduğu bir kesim. O yüzden her zaman onlardan yüzde 10-15 daha ucuz olmayı hedefliyoruz'' diye konuştu.

Rakiplerinin mağaza sayılarının kendilerinden fazla olduğunu aktaran Mahiroğlu, kısa sürede aradaki farkı kapatacaklarını ve İngiltere'de farklı bir yerde olacaklarını kaydetti.

Türkiye'de Akdeniz çizgilerinin çok daha fazla tutulduğunu ifade eden Mahiroğlu, ''Bugün bakıyorsunuz Zara, Mango büyük talep görürken, River Island, Top Shop Türkiye'de tutulmadı. Hiçbir İngiliz markası Türkiye'de tutulmadı. İncelediğinizde Akdeniz çizgisi ilgi görüyor. İngiltere daha çok Avrupa'ya hitap ediyor, bize değil'' dedi.

Cuma, Şubat 19, 2010
18:27

Anadolu Grubu

İçecek Sektöründeki Coca Cola Markasıyla Tanınan Anadolu Grubu, Enerji Sektörüne 2 Milyar Dolarlık Yatırım Yapacak. Grup, İlk Olarak Biri Termik İkisi Hidroelektrik Olmak Üzere 3 Enerji Santralı Kuracak. Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, "Finansmanın Yüzde 30'unu Kendi Öz Kaynaklarımızdan Karşılayacağız. 

İçecek sektöründeki Coca Cola markasıyla tanınan Anadolu Grubu, enerji sektörüne 2 milyar dolarlık yatırım yapacak. Grup, ilk olarak biri termik ikisi hidroelektrik olmak üzere 3 enerji santralı kuracak. Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, "Finansmanın yüzde 30'unu kendi öz kaynaklarımızdan karşılayacağız. Diğer kısmını ise uzun vadeli kredi olarak kullanacağız." dedi.

Anadolu Grubu'nun enerji alanındaki yatırımlarını anlatmak üzere gazetecilerle bir araya gelen Tuncay Özilhan, "Grubumuzun içecekten sonra en büyük ikinci faaliyet alanı olmasını hedeflediğimiz enerjiye mevcut ve potansiyel projelerle birlikte iki milyar Euro'luk yatırım yapmayı planlıyoruz." ifadesini kullandı.

Toplantıda dünya ve Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda ihtiyaç duyacağı enerji miktarı ile ilgili projeksiyonlardan bahseden Özilhan, enerji sektöründe yer alma nedenlerini; arz güvenliğindeki sıkıntılar, mevcut ülke kapasitesinin verimli olmaması, sektörün yeni yeni liberalleşmesi ve yatırım zamanının uygun olması olarak özetledi. Elektrik İletim şirketinin tahminlerine göre, Türkiye'de elektrik enerjisi talebinin 2018 yılında, en düşük tahminle (yüzde 6,29'luk artışla) 335 bin 815, en yüksek tahminle (yüzde 7,02'lik artışla) 357 bin gigavat saat olacağının öngörüldüğüne dikkat çeken Tuncay Özilhan şunları söyledi:

"Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının arz-talep projeksiyonları; 2013 yılından itibaren ülkemizdeki enerji ihtiyacının, toplam üretimin üzerinde olacağını öngörüyor. Tüm bu gelişmeler, ülkemizde de enerji yatırımı yapılmasını şart koşuyor. Enerjiye yatırım yapmanın bu ülkedeki tüm yatırımcıların görevi olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla, Anadolu Grubu olarak; küreselleşme sürecinde dışa açılma ve çok uluslu şirketlerle işbirliği yapma yolundaki stratejimizi başarıyla sürdürürken, büyüme alanları arasında enerji sektörünü de hedefledik. Rekabetçi ve dengeli bir portföy oluşturarak, enerji sektörünün dinamik ve güvenilir grupları arasında ön sıralarda yer almak istiyoruz. Bunun için, öncelikle yüksek verimli projeleri tercih ederek gelişeceğiz ve orta vadede en az 2 bin megavat kurulu güce ulaşacağız."

GERZE'YE TERMİK SANTRAL KURACAK

Grubun 2014 yılına kadar bitirmeyi planladığı üç enerji yatırımından en büyüğünü Sinop Gerze'de temelini bu yıl sonunda atmayı düşündüğü bin 200 megavat kurulu güce sahip olacak termik santral oluşturuyor. Özilhan, 1 milyar dolarlık yatırımla inşa edecekleri bu santralın çevreci özelliklerine dikkat çekerken, "Her konuda büyük titizlik gösteriyoruz ve göstermeye de devam edeceğiz. Gerze'ye ya da Gerzeli'ye bir zararı olacağını bilir ya da görürsem; projeden hiç düşünmeden, bir anda vazgeçeğimizin bilinmesini isterim." şeklinde iddialı konuştu. Santral inşa aşamasında 2 bin 500 kişiye, işletmeye açıldıktan sonra 500 kişiye iş sağlayacak.

Anadolu Grubu, Gürcistan'ın Türkiye sınırına 25 kilometre uzaklıkta Paravani nehri üzerine de hidroelektrik santral kuracak. 150 milyon dolarlık yatırımla 2014 yılında devreye girmesini planladıkları Paravani Hidroelektrik Santrali 90 megavat gücünde olacak. Yılda ürettiği 420 milyon kilovatsaat enerjinin yüzde 80'i Türkiye'de değerlendirilecek.

Anadolu, Giresun'da da Doğan ve Doğuş Grupları ile birlikte Aslancık Hidroelektrik santralini kuruyor. Giresun'daki Harşit Çayı üzerinde 120 Megavat kurulu güçte inşa edilecek santral, toplam 418 Milyon kilovat saat elektrik üretecek. Projenin finansmanı için yerli ve yabancı finansman kuruluşları ile görüşmeler sürüyor.

Cuma, Şubat 19, 2010
18:24

Demir Çelik

Atakaş Şirketler Grubu ile Rus MMK ortaklığı ile Hatay'ın Dörtyol İlçesi'ne yapımı devam eden demir çelik fabrikası tam 1.7 milyar dolara mal olacak. Bu yıl içinde yapımı bitirilecek fabrika 4 bin kişiye istihdam sağlayacak.

Fabrika için kredi sağlayan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Hatay'a gelerek tesisi gezdi. Genel Müdür Yardımcıları Adnan Bali ve Suat İnce'nin eşlik ettiği Özince, Atakaş Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Recep Atakaş ile Genel Müdür Yardımcısı Tuncer Çakıcı'dan bilgi aldı.

Özince, yüzde 90'lık bölümü tamamlanan tesislerin Türkiye'de iftihar edilecek tesisler olduğunu vurgulayarak, “Metalürji sektörünün özellikle katma değeri yüksek ürün üretimine girmesi ‘kriz’ diye bildiğimiz dönemde bu kadar büyük üretim ve istihdam sağlayacak yatırımların yapılması çok memnuniyet verici. Atakaş Grubunu takdir ve şükranla anmamız lazım. Bizim de küçük bir desteğimiz olabildiyse oda bizi mutlu eder. Bu tesis modern teknoloji açıdan bir numara olacak. Bu da bizi çok mutlu etti” dedi.

DÜNYANIN EN MODERN TEKNOLOJİSİ

Yönetim Kurulu Başkanı Recep Atakaş ise yıl içinde tamamlanacak olan fabrikanın dünyanın en modern teknolojisine sahip olacağını belirterek, “Fabrikamızın makinelerini temin ettiğimiz firma, tüm dünyada birçok fabrika kurmuş, fakat hiç birinde böylesine modern teknoloji bizim dışımıza kullanmamış. Bu manada fabrikamız dünyada en modern teknoloji kullanılarak yapılan tek demir çelik fabrikası olacak” diye konuştu.

4 BİN KİŞİYE İŞ

MMK ve Atakaş Şirketler Grubu'nun yüzde 50-50 ortaklıkla 1,7 milyar dolarlık yatırımla kurduğu demir-çelik fabrikası, doğrudan 2 bin 500 kişiye, dolaylı yoldan 4 bin kişiye iş imkanı sağlayacak. Bu, Türkiye'nin özel sektör tarafından demir-çelik alanında sıfırdan ve tek kalemde yapılan en büyük yatırımı özeliği taşıyor. İlk etabı kasım 2009'da hizmete giren ve 500 dönümlük arazi üzerinde kurulması devam eden tesisin, bu yıl tamamlanması hedefleniyor.

Tesis üretime geçtiğinde Türkiye'ye yılda 1-1,5 milyar dolar döviz girdisi sağlayacak.

Cuma, Şubat 19, 2010
18:19

Arçelik

Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu bu yıl 200 milyon TL yatırım yaparak yüzde 10 büyüyeceklerini söyledi. Çakıroğlu "Hedefimiz küresel pazarda ilk 10'a girmek" dedi
Koç Grubu şirketlerinden Arçelik, gelecek dört yıl içinde toplam 800 milyon liralık yatırım yapmayı hedefliyor. Şirketin 2009 sonuçları ve 2010 hedeflerine ilişkin basın toplantısı düzenleyen Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlubu yıl yüzde 10 büyüme öngördüklerini, hedeflerinin de dünyada beyaz eşya sektöründe ilk 10 kuruluş arasında yer almak olduğunu söyledi. Çakıroğlu "Türkiye'de 4 yıl içinde yaklaşık 800 milyon liralık yatırımı hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bunlar kapasite artış yatırımları, yenileme ve yeni ürün yatırımları olacak. Bu yıl 200 milyon liralık yatırım yapacağız" dedi. Arçelik, Hazine Müsteşarlığı'ndan şirkete ait 5 işletme için toplam 719.7 milyon liralık yatırım teşvik belgesi için onay almıştı. Buna göre Arçelik tarafından gelecek 4 yıl içinde belirtilen tutara kadar yapacağı yatırımlar çeşitli vergilerden muaf tutulacak, kurumlar vergisinde yüzde 50 indirim desteğinden yararlanacak.

'SATIN ALMALARA AÇIĞIZ'
2009'u başarıyla tamamladıklarını ve sonuçlardan memnun olduklarını ifade eden Çakıroğlu, 2009'da 6.6 milyar lira ciro elde eden şirketin 2010 hedefinin ise toplam satışlarda yüzde 10 artış olduğunu söyledi. Arçelik'in 2009 cirosunun yüzde 52'sinin uluslararası satışlardan, bu satışların da yüzde 80'inin markalı ürünlerden geldiğini ifade eden Çakıroğlu, bu yıl da yurtdışındaki pazar paylarını artırmaya çalışacaklarını ifade etti. Arçelik'in ana pazarı olan Avrupa'da talebin bir süre daha yavaş gelişeceğini belirten Çakıroğlu bu nedenle yeni dönemde hedeflerinin gelişmekte olan pazarlarda daha fazla büyümek olduğunu kaydetti. Çakıroğlu, Arçelik'in gerek organik büyüme, gerekse satın almalar yoluyla bu pazarlarda daha fazla yer alacağına vurgu yaptı.

Arçelik ofislerinde 11 farklı dil konuşuluyor
Arçelik'e bağlı ofislerde 11 farklı dilin konuşulduğunu, 14 farklı para birimiyle ticaret yapıldığını ifade eden Çakıroğlu, kültürler arası çalışma ortamının verdiği esneklik sayesinde tüm dünyadaki tüketicilerin isteklerine göre hareket ettiklerini söyledi.

"Batı ve Doğu Avrupa'da pazar payımızı artırdık"
138 milyar dolar büyüklüğündeki dünya beyaz eşya pazarında talebin bir önceki yıla göre 2009'da yaklaşık yüzde 3 gerilediğini ifade eden Çakıroğlu "Ana pazarlarımız olan ve dünya beyaz eşya pazarının yüzde 40'ını oluşturan Batı ve Doğu Avrupa'da pazar payımızı artırdık" dedi.

Cuma, Şubat 19, 2010
18:17

Türk Hava Yolları

Türk Hava Yolları (THY), Yunanistan'ın en başarılı basketbol kulüplerinden Maroussi'ye sponsor oldu.

THY Basın Müşavirliği'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Barcelona ve Manchester United takımlarının ardından, Yunanistan'ın basketbolda en başarılı kulüplerinden biri olan Maroussi ile bir buçuk yıllık ana sponsorluk anlaşması imzaladı.

Buna göre, Maroussi'nin hem Yunanistan A1 liginde, hem de Avrupa Ligi'ndeki tüm maçlarında giyeceği forma ve eşofmanlarında, ayrıca saha içindeki led panolarda, resmi basın açıklamalarında, web sitesinde ve röportaj panolarında THY logosu yer alacak. Maroussi'nin kendi sahasının zeminindeki her iki serbest atış bölgesinde de THY logosu bulunacak.

Maroussi takımı, Yunanistan liginde lider Panathinaikos'un 3 puan gerisinde 3. durumda; Avrupa Ligi'nde de top 16'da, (E) grubunda Barcelona'nın ardından 2. durumda bulunuyor.

Cuma, Şubat 19, 2010
18:14

 

Elektrik

Özelleştirme İdaresi, 4 elektrik dağıtım bölgesinin ihalelerini gerçekleştirdi. 4 bölge için gelen teklifler toplamı 1.5 milyar doları geçti. Ancak bu rakam piyasa beklentilerinin gerisinde kaldı.

VAN GÖLÜ ELEKTRİK:

Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş'ye (TEDAŞ) ait Van Gölü Elektrik A.Ş'nin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin nihai pazarlık görüşmesinde en yüksek teklifi 100 milyon 100 bin dolarla AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş. verdi.

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu'nun komisyon başkanlığında idare binasında yapılan ihalede, bir elemesiz turun ardından üç elemeli tur yapıldı.

Elemesiz turda elde edilen en yüksek tutar 45 milyon dolar oldu.

Elemeli turda İlci İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. elenirken, bu turda elde edilen en yüksek tutar ise 65 milyon 110 bin dolar oldu.

İkinci elemeli turda tekliflerde eşit rakamlar bulunduğundan dolayı eleme gerçekleşmedi. Bu turda verilen en yüksek teklif 71 milyon dolar oldu.

Üçüncü elemeli turda ise KCETAŞ-AYEN ortak girişim grubu elendi.

İhalede daha sonra açık artırmaya geçildi. 74 milyon dolar başlangıç tutarı ve 100 bin dolar artırım aralığı ile başlayan açık artırmanın ilk turunda Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. çekildi ve bu turda en yüksek tutar 74 milyon 600 bin dolar oldu.

Açık artırmanın 28'inci turunda Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş. ihale dışı kalırken bu turdaki en yüksek tutar ise 84 milyon 200 bin dolar oldu.

Nihai pazarlık görüşmesinin 46'ncı turunda KOLİN İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. ihaleden çekildi ve AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş. verdiği 100 milyon 100 bin dolarlık teklifle en yüksek teklifi vermiş oldu. Böylece ihale teknik olarak sonuçlandı.

Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş. Van, Bitlis, Hakkari ve Muş illerini kapsıyor.

Söz konusu dağıtım şirketinin 2008 yılı net elektrik tüketim miktarı 1 milyon 137 bin 226 megavat, abone sayısı 402 bin 976, kayıp kaçak oranı ise yüzde 55.9 olarak gerçekleşti.

İhaleye kimler katıldı?

Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş'nin özelleştirme ihalesine katılan teklif sahipleri şöyle:

1- Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş.
2- Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.
3- Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.
4- Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş.
5- İlci İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
6- KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu

FIRAT ELEKTRİK:

Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) bağlı, Fırat Elektrik A.Ş.'nin yüzde 100 oranındaki hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin nihai pazarlık görüşmelerinde en yüksek teklifi 230 milyon 250 bin dolar ile Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. verdi.

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu'nun komisyon başkanlığında idare binasında yapılan ihalede, bir elemesiz tur ve ardından 2 elemeli tur yapıldı.

Elemesiz turda en yüksek teklif 110 milyon dolar olurken, iki elemeli turun ardından en yüksek teklif 165 milyon 110 bin dolar oldu.

Elemeli turlarda sırasıyla Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş. en düşük teklifleri vererek elendi.

Yazılı elemeli turların ardından komisyon tarafından 250 bin dolar artırım aralığı ve 195 milyon dolar başlangıç tutarı ile açık artırmaya geçildi.

Açık artırmanın 45'inci turunda KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu ile Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. temsilcileri açık artırmadan çekildiklerini açıkladı.

45'inci turda Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. 230 milyon 250 bin dolarla en yüksek teklifi verdi. Böylelikle ihale teknik olarak sonuçlandı.

Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli illerinde faaliyet gösteriyor.

Söz konusu elektrik dağıtım şirketinin 2008 yılı net elektrik tüketim miktarı 2 milyon 145 bin 246 megavat, abone sayısı 659 bin 497, kayıp kaçak oranı yüzde 10,5 olarak gerçekleşti.

İhaleye kimler katıldı?

Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş'nin özelleştirme ihalesine katılan teklif sahipleri şöyle:

1- Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş.
2- Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.
3- Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.
4- Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş.
5- KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu

ÇAMLIBEL ELEKTRİK:

TEDAŞ'a bağlı Çamlıbel Elektrik Dağıtım AŞ'nin yüzde 100 oranındaki hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin nihai pazarlık görüşmelerinde, en yüksek teklifi 258 milyon 500 bin dolarla Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ verdi.

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu'nun başkanlığında yapılan nihai pazarlık görüşmesinde, önce kapalı elemesiz teklifler alındı. Elemesiz turda en yüksek tutar 167 milyon dolar oldu.

Ardından elemeli turlara geçildi. 4 tur yapılan yazılı elemeli turda, en yüksek teklif 227 milyon 100 bin dolar oldu.

Bu turlarda sırasıyla, BEG Birleşik Enerji Grubu, AEİ Enerji AŞ, AYDEM Elektrik Dağıtım AŞ ve KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu, en düşük teklifleri verdikleri için elendi.

Yazılı elemeli turların ardından, komisyon tarafından belirlenen 500 bin dolar artırım aralığı ve 240 milyon dolar başlangıç fiyatı ile açık artırmaya geçildi.

Açık artırmanın 4'üncü turunda, Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ, 13'üncü turunda Cengiz Elektrik Toptan Satış AŞ ile Anadolu Doğalgaz Dağıtım AŞ açık artırmadan çekildi.

Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ, 258 milyon 500 bin dolar ile nihai pazarlık görüşmelerinde en yüksek teklifi veren şirket oldu. İhale böylece teknik olarak sonuçlandı.

Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş, Sivas, Tokat ve Yozgat illerinde faaliyet gösteriyor.

Söz konusu elektrik dağıtım şirketinin 2008 yılı net elektrik tüketim miktarı 2 milyon 87 bin 933 megavat, abone sayısı 734 bin 673, kayıp kaçak oranı yüzde 8,8 olarak gerçekleşti.

İhaleye kimler katıldı?

Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş'nin özelleştirme ihalesine katılan teklif sahipleri şöyle:

1- Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş.
2- Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.
3- AYDEM Elektrik Dağıtım A.Ş.
4- Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.
5- AEİ Enerji A.Ş.
6- BEG Birleşik Enerji Grubu
7- Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
8- KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu

ULUDAĞ ELEKTRİK:

TEDAŞ'a bağlı Uludağ Elektrik A.Ş'nin yüzde 100 oranındaki hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin nihai pazarlık görüşmelerinde en yüksek teklifi 940 milyon dolar ile Limak İnşaat, Sanayi ve Ticaret A.Ş verdi.

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu'nun komisyon başkanlığında yapılan nihai pazarlık görüşmesinde ilk olarak kapalı elemesiz teklifler alındı.

Elemelerde en yüksek teklif 451 milyon dolar oldu. Daha sonra elemeli yazılı turlara geçildi. 5 tur olarak gerçekleştirilen elemeli yazılı turların ilk turunda iki eşit teklif gelmesi nedeniyle eleme gerçekleşmedi.

Bu turda en yüksek teklif 552 milyon dolar oldu. Birinci eleme turunda AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş. çekildi ve en yüksek teklif 616 milyon dolar oldu.

İkinci elemeli turunda AYDEM Elektrik Dağıtım A.Ş. çekilip bu turda elendi ve en yüksek tutar 671 milyon 500 bin dolar oldu. Üçüncü elemeli turda ise KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu elendi, en yüksek tutar ise 722 milyon dolar oldu.

Dördüncü eleme turunda da ETİ Gümüş A.Ş-SÖĞÜTSEN Seramik Sanayi İnşaat Madencilik İnş. Mad. İth. İhr. A.Ş. OGG elenirken en yüksek tutar da 781 milyon 500 bin dolar olarak gerçekleşti.

Beşinci elemeli turda ise Park Holding A.Ş. elendi, daha sonra açık attırmaya geçildi. Açık attırmada başlangıç tutarı 845 milyon dolar, arttırım aralığı ise 1 milyon dolar olarak belirlendi.

Açık artırmanın sekizinci turunda Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş. çekilirken, bu turda en yüksek teklif 876 milyon dolar oldu. 15. turda Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. çekilirken bu turdaki en yüksek teklif 896 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İhalenin 38. turunda Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. çekildi ve özelleştirme ihalesinin nihai pazarlık görüşmesinde en yüksek teklifi 940 milyon dolar Limak İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. verdi.

Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş, Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova illerinde faaliyet gösteriyor.

Söz konusu elektrik dağıtım şirketinin 2008 yılı net elektrik tüketim miktarı 10 milyon 940 bin 535 megawatt, abone sayısı 2 milyon 278 bin 524, kayıp kaçak oranı yüzde 6 olarak gerçekleşti.

İhaleye kimler katıldı?

Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş'nin özelleştirme ihalesine katılan teklif sahipleri şöyle:

1- Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş.
2- Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.
3- Park Holding A.Ş.
4- AYDEM Elektrik Dağıtım A.Ş.
5- Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.
6- ETİ Gümüş A.Ş-SÖĞÜTSEN Seramik Sanayi İnşaat Madencilik İnş. Mad. İth. İhr. A.Ş. OGG
7- Limak İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
8- AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş.
9- KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu

Perşembe, Şubat 18, 2010
04:15

HP

ABD’li teknoloji şirketi Hewlett-Packard ve Foxconn Teknoloji Grubu, 60 milyon dolar yatırımla Türkiye’de PC üretimine başlayacak.

HP, Foxconn Teknoloji Grubu ve Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı, yaptıkları ortak açıklamada, Türkiye ve Orta Doğu’daki talep artışını karşılamaya yönelik Türkiye’de PC üretimine geçileceğini duyurdu.


Foxconn tarafından işletilecek olan bölgesel üretim tesisinin, yaklaşık 60 milyon dolar değerindeki yatırımla birlikte 2 bin kişiye ulaşacak istihdam fırsatı sunacağı belirtilen açıklamada, HP’nin, yeni Foxconn tesisinin en büyük PC müşterilerinden biri olmayı hedeflediği belirtildi.

HP’nin, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi (EMEA) Kişisel Sistemler Grubu’ndan Sorumlu Başkan Yardımcısı Eric Cador da en son çıkan PC teknolojisine olan talebin çok hızlı arttığını belirterek, bu ortamda, HP olarak Türkiye’deki bireysel ve kurumsal kullanıcıların giderek artan ilgisini gözlemlediklerini bildirdi.

Foxconn Başkan Yardımcısı Jim Chang de Türkiye’de Çorlu’da kurulacak fabrikanın Foxconn tarafından yönetilen ve bilgisayarların üretileceği yeni bir üretim tesisi olacağını belirterek, Türkiye’nin, zengin ve yetkin iş gücü, stratejik konumu ve hükümetin desteği ile talep edilen ürünleri en hızlı ve en rekabetçi yollarla sunmak için ideal bir ülke olduğunu kaydetti.

Açıklamada, hem HP’nin hem de Foxconn’un Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’na bu önemli projeyi gerçekleştirme aşamalarındaki özel desteği dolayısıyla minnettar oldukları ifade edilirken, “Başbakanlık Yatırım Ajansı, yatırım yapılacak en doğru yerin bulunmasında, bulunan yerin satın alınması için gerekli görüşmelerin düzenlenmesinde, ilgili hükümet yetkilileri ve özel kuruluşlarla koordinasyonun sağlanmasında bu yatırıma destek verdi” denildi.

KORKMAZ: TÜRKİYE İDEAL KOŞULLAR SUNUYOR
Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz da Türkiye’nin dünyanın en büyük 15. ekonomisi olduğunu belirterek, şu görüşleri ifade etti:

“AB’ye üye 27 ülkeyle karşılaştırıldığında da en büyük ekonomiler arasında 6. sıradadır ve yatırımcılar için çok büyük fırsatlar barındırmaktadır. Küresel ekonomik kriz ortamında Türkiye, potansiyel yatırımcılara ideal koşullar sunmaktadır. Foxconn gibi çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk sahibi firmaların HP’yi desteklemek için bölgede bir yatırım yapma kararı almasından dolayı çok memnunuz. Küresel ekonomik karmaşaya rağmen Türkiye’de yatırım yapmayı bir fırsat olarak gören şirketler, mevcut krizden çok daha güçlü bir şekilde çıkacaktır.”

Perşembe, Şubat 18, 2010
04:05

General Mobile

Çift Sim Kartlı Cep Telefonlarıyla Tanınan Amerikalı General Mobile, Bu Yıl Mobil Dünya Kongresi Kapsamında Düzenlenen Fuarda Türkiye Dağıtıcısı Gençcell Tarafından Temsil Ediliyor.

General Mobile, yeni Android serisini ve Storeoid adlı Android uygulama pazarını tanıtıyor. General Mobile’ın Türkiye dağıtıcısı Gençcell’in Genel Müdürü Muzaffer Gölcü, Android işletim sistemli, Brava, Cosmoz, Cosmos2 ve Touchstone telefonlarını tanıttıklarını belirterek, yeni başlattıkları Android’de uygulama platformunun ilgi gördüğünü söyledi.

Android’de pazar payı

General Mobile’ın kurduğu Storeoid’in aralarında Türkçe’nin de bulunduğu 11 dilde kullanılabileceğini anlatan Gölcü, “Bu market, AppStore ve AndroidMarket’e benzer şekilde çalışacak ve General Mobile telefonlara yüklü olarak gelecek. Nisan ayında da Türkiye’de lansmanını yapacağız. Android uygulama platformunu geliştirerek bu alanda daha fazla pazar payı elde etmek istiyoruz. Türkiye’de pazarın halen yüze 85’i Symbian işletim sisteminde. Android uygulamaları gelişecek. Güzel yazılımlar ve uygulamalar geliştirilecek. Özellikle Türkçe dilinde pazara hakim olacağız“ dedi.

1 milyon adet üretim

Türkiye pazarına dokunmatik ve Q klavyeli seriden beş modeli bu yıl getireceklerini de anlatan Gölcü, ocak ayında başlayan cep telefonu üretimleriyle ilgili de şunları söyledi: “Üretime yeni başladık. İlk ürünleri geçen hafta teslim ettik. İlk üretimleri de Hırvatistan ve Sırbistan’a verdik. Türkiye pazarı için de 5 bin adetlik üretimin sevkiyatını yapmaya hazırlanıyoruz. Şu anda DST 500’ün üretimini yapıyoruz. Zamanla farklı modellerin de üretimine başlayacağız. Üretilen cihazlar çevre ülkelere de ihraç edilecek. Türkiye’de üretimle, bölge için yaşadığımız lojistik sorununu çözeceğiz. Hedefimiz kısa sürede 1 milyon adetlik üretim rakamlarına ulaşmak.”

General Mobile’dan Android’li cep

GENERAL Mobile’ın Android işletim sistemli telefon segmentindeki en yeni ürünü Touchstone. Bu serideki en geniş ekrana sahip cihazın 4.3 inçlik ekranı bulunuyor. Analog TV’yi destekliyor, Android 2.0 versiyonuna ve 256 Megabyte’lım hafızaya sahip. 3G ve kablosuz internet ve GPS desteği var. 5 megapiksel kamerası bulunuyor. Türkiye’ye 2010 yılının üçüncü çeyreğinde gelmesi planlanıyor. Fiyatı 700-800 TL arasında olacak.

Nokia mobil e-posta kullanımını artıracak

Nokia mesajlaşma servisinin 2010 yılının ilk yarısının sonunda Turkcell müşterilerinin kullanımına sunulması bekleniyor. Turkcell müşterilerinin 10 adede kadar kişisel e-postalarını cihazlarının ana ekranında push e-posta olarak alabilmeleri ve e-postalarına kolayca erişebilmeleri için sadece e-posta adreslerini ve şifrelerini girmeleri yeterli olacak.

Pazartesi, Mayıs 18, 2009
01:14
Enerji hatları, altyapı, endüstri, bilişim altyapısı, binalar ve konutlarda teknik çözümler sunan 18.3 milyar Euro cirolu dünya devi Schneider Electric, 22 yıldır doğrudan faaliyet gösterdiği Türkiye’de 3 olan üretim tesislerini 4’e çıkaracak, krize rağmen 100 milyon Euro yatırım yapacak. Şirket CEO’su Jean-Pascal Tricoire, "Türkiye, bizim için stratejik bir ülke" dedi.

ELEKTRİK dağıtımı, otomasyon ve kontrol sistemlerinde dünyanın önde gelen gruplarından Schneider Electric, 1987’den beri doğrudan faaliyet gösterdiği Türkiye’ye krize rağmen 100 milyon Euro yatırım yapıyor. Schneider Electric Başkanı ve CEO’su Jean-Pascal Tricoire, Türkiye’ye uzun vadeli baktıklarını belirterek, "2008 yılında 100 milyon Euro’luk yatırım kararını aldık. Küresel krize rağmen bu yatırımdan vazgeçmedik. Biz sanayiciyiz, yaptığımız işe kısa vadeli bakmıyoruz" dedi. Tricoire, üç fabrikaları bulunan Türkiye’yi sadece üretim merkezi olarak görmediklerine işaret ederek, "Bu yıl Türkiye’ye bölgesel bir rol de verip 16 ülkeyi bağladık. Türkiye, Schneider açısından dünyada stratejik pozisyona sahip bir ülke konumuna geldi" diye konuştu.

Perşembe, Mayıs 14, 2009
01:41
1995 yılında kurulan ve 2006 yılında ortaklık yapısını değiştiren Bilmer İnşaat yönünü enerji inşaatlarına çevirdi.

Şirketin kurucu ortağı Serhat Cenk Balçık, yenilenebilir enerji alanlarındaki yatırımların hızla artacağını öngördüklerini ve çalışmalarını ağırlıklı olarak bu alana kaydırdıklarını söyledi.

Türkiye'de rüzgar enerji santralleri inşa ettiklerini ve bu alanda ender uzman şirketlerden biri olduklarını kaydeden Balçık, "Neden rüzgar türbin inşaatına özel önem veriyorsunuz" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Sadece rüzgar türbin inşaatları değil, tüm yenilebilir enerji ile ilgili imalatların büyüyen çocuklarımıza bırakacak temiz bir dünya adına önemli olduğunu düşünüyorum.

Enerji, tüm dünyada günden güne önemi artan bir konu ve sektör halini aldı. Bu sektör, Türkiye'de de hızla gelişiyor, yatırımlar çoğalıyor. 2005 yılında yenilenebilir enerji yasasının çıkmasıyla, yenilenebilir enerji alanlarındaki yatırımların hızla artacağını öngördük. Biz rüzgar santralleri yapımında uzmanlaşmış ender şirketlerin başında geliyoruz. Çalışmalarımızı ağırlıklı olarak bu alana kaydırdık."

HEDEF LİDERLİK
 
Bilmer İnşaat olarak Çanakkale bölgesinde üç, Bandırma Susurluk bölgesinde bir adet olmak üzere toplam dört adet enerji santrali projesi yaptıklarını kaydeden Balçık, bu türbinlerin toplam kurulu gücünün de 85.1 mw olduğunu belirtti.

Balçık, hedeflerine ilişkin olarak da, "2009 yılı sonu hedefimiz Türkiye'deki toplam rüzgar santralleri inşaat çalışmalarının yüzde 35'ini tamamlayan bir şirket olarak bu alanda liderlik yapmak" dedi.
 
Balçık şimdilik inşaatçı olarak dahil oldukları enerji işine önümüzdeki dönemde yatırımcı olarak girebileceklşerinin sinyalini de verdi.

İnşaat mühendisi Serhat Cenk Balçık tarafından 1995 yılında kurulan Bilmer İnşaat, 2006 yılında yeniden yapılanmaya giderek ortaklık yapısını değiştirdi. Bünyesine ortak olarak inşaat mühendisi Levent Korkmaz'ın katılımıyla yeni bir yapıya kavuşan şirket, son yıllarda enerji alanındaki projeleri ile dikkat çekiyor.

Perşembe, Mayıs 14, 2009
01:39
Turcas Başkanı Erdal Aksoy, Shell ile Ataş Rafinerisi'nde yeni bir proje, Socar ile İzmir'de rafineri, Alman RWE ile de rüzgar enerjisine yatırım yapacaklarını belirtti ve "6 ay önce 10 milyar dolar olan yatırım maliyetimiz 6-7 milyar dolara düştü" dedi.

GEÇEN yılı 45.2 milyon TL kárla kapatan Turcas, krizden kárlı çıkma planları yapıyor. Turcas Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy, krizin yarattığı maliyet avantajından yararlanacaklarını ve yabancı ortaklıklarla büyümesini sürdüreceğini söyledi. Aksoy, kriz öncesi 10 milyar dolar olarak planladıklarını yatırım tutarının bugünkü fiyatlarla 6-7 milyar dolara gerilediğini açıkladı.

Olumsuz değil olumlu

Turcas dün yapılan genel kurulu ile 2008 faaliyetlerini ve elde edilen sonuçları ortaklarıyla paylaşırken, Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy yeni hedeflerini de açıkladı. Aksoy, ortakları Shell ile Ataş Rafinerisi'nde yapacakları yeni bir projeyi 10-15 güne kadar açıklayacaklarını, Socar ile İzmir'e rafineri kurarak Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılamak için motorin üreteceklerini, daha önce iş yaptıkları Alman E.ON'un krizde yatırımlarına ara vermesi nedeniyle yine başka bir enerji devi RWE ile rüzgar enerjisine gireceklerini anlattı. Bu arada Socar ortaklığı ile aldıkları Petkim'de daha ilk 3 ayda kárá geçtiklerini belirten Aksoy, şöyle konuştu: "Geçen yılın ilk 3 ayını, kriz o lmamasına rağmen zararla kapatan, bugün ise kár eden 8 şirketten birisi durumuna geldi. Petkim'den çok büyük beklentilerimiz var, Petkim başlı başına bir kaynak."

20-30 milyon önemli değil

"20-30 milyon lira kár etmişiz, zarar etmişiz, milyar dolarlık tasarruflarımızın yanında mühim değil" diyen Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: "En büyük kazancımız, bu yatırımlara bütün hızımızla devam ediyoruz. Yatırımlarımızın tutarı çok çok milyar dolarlar. Geçen yıl hatta 6 ay önce bunların maliyeti 10 milyar dolarsa bugün o maliyetler 6-7 milyar dolara geriledi. Turcas bunu fırsat bildi ve piyasaların kendisine sağladığı bu yeni, uygun fiyatlarla yatırımlarını daha ucuza getirme gayreti içinde girdi. Finans krizinin 2010 yılında da süreceğini hesaba kattık. Gerçi bizim ortaklarımız bu yatırımları özkaynakları ile yapabilecek durumda. Sanırım biz bankalardan kredi istemeye en erken 2010'un ikinci yarısından sonra gideriz. O zamana kadar da hem dünyada hem Türkiye'de Turcas ve ortaklarının projeleri gibi projeler bankaların kredi vermek için peşinden koştuğu bir an olacaktır."

Kár yüzde 50 azaldı

TURCAS
2008 yılı mali döneminde 49.1 milyon lira operasyonel ve 45.2 milyon lira net kár elde etti. Kár rakamları 2007 ile karşılaştırıldığında sırasıyla yüzde 55.3 ve yüzde 58 oranlarında düştü. Kárlılık rakamlarındaki düşüşün nedenleri şöyle sıralandı: "Shell-Turcas Petrol A.Ş'de petrol fiyatlarında sert inişlerden dolayı birim marjların düşmesi, Petkim'deki çoğunluk hisseleriyle bağlantılı olarak Petkim'in zararlarından kaynaklanan 12.5 milyon lira ile sınırlı zarar ve Turcas Gaz'da petrol fiyatlarına bağlı gaz ithalat fiyatının yurt içindeki gaz satış fiyatına oranla çok yüksek kalmasıyla oluşan zarar."

Ermenistan'la yakınlaşma bize görev yükledi

ERDAL Aksoy, "Ermenistan'la yakınlaşmada size yansıyan bir sıkıntı yaşadınız mı" sorusuna şu yanıtı verdi: "Bize yansıyan sıkıntı olmadı ama bize düşen bir görev oldu. Azeri ve Türk kamuoyunu elimizde olan bilgileri hemen açıkladık. 'Gaza zam yapılacak' haberlerine ilk tepkiyi veren ben oldum. "

Küçücük Turcas nasıl dünya oyuncusu olacak

HALEN Shell, Socar gibi enerji devleriyle ortaklıkları bulunan Turcas'ın büyüme hedeflerini anlatırken, "Küçücük Turcas, dünya çapında oyuncu nasıl olacak" sorusuna da yanıt veren Erdal Aksoy, bunu yabancı ortaklarla olacağını anlattı. Aksoy, "En iyi şirketlerle en doğru projelerde, komplekse girmeden, ortaklıklar yaparız" dedi.
Perşembe, Mayıs 14, 2009
01:34
Koç Bilgi Grubu Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu, savunmada yeni dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara yönelik bütünleşik çözümleri yaratacak bir ekosistemde uluslararası arenada sektöre liderlik yapmak istediklerini söyledi.

Nalbantoğlu, "Türkiye'de savunma sanayinde birçok oyuncunun geliştirdiği çözümleri Türkiye adına paketleyip uluslararası arenada pozisyonlayarak, projelendirmek ve satışını gerçekleştirmek gibi bir hedefimiz var. Buna herkes sıcak bakıyor. Türk savunma sanayinde herkesin çözümü farklı. Birbiriyle rekabet eden firmalardan çok birbirini tamamlayan yapı var" dedi.

10 milyon dolar ciro

Mehmet Nalbantoğlu, Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri'nde şu anda 100'e yakın kişi istihdam ettiklerini, geçen yıl haziran ayında satın aldıkları simülasyon şirketi KaTron'la çalışan sayısının 150'ye çıktığını aktardı. Nalbantoğlu, izledikleri projeler itibariyle şirket olarak çalışan sayısını kısa sürede dörde beşe katlayabileceklerini de kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Savunmanın Koç Bilgi Grubu'nun cirosundaki payı yüzde 5'i geçmiyor. Savunmada ciro, projelere göre farklılaşıyor. Proje alınca ciro birden ikiye katlanabiliyor. Savunmada şu andaki rakamsal seviye itibariyle bu yıl 10 milyon dolarlık yeni bir iş alanı görüyoruz. Bu yıl savunmaya 7 milyon dolar civarında yatırım yapacağız."

İş fırsatı da yaratacak

İşbirliği yaptıkları İngiliz Ultra'yla beraber girdikleri deniz platformunda dünyada 1 trilyon dolarlık pazar bulunduğuna da dikkat çeken Nalbantoğlu, "Bu pazarda farklı alanlarda işbirlikleri ihtiyacı doğuyor. Yaptığımız uluslararası işbirliğinin, Türkiye'de geliştirilen know how'un, üretim kabiliyetinin ve yeteneklerin uluslararası ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde paketlenip dünyaya açılması konusunda ciddi faydası olacak. Bu, yüzbinlerce kişiye iş fırsatı yaratacak" diye konuştu.

Yerli bilgiyi geliştirecek

MEHMET Nalbantoğlu, İngiliz Ultra'yla Avustralya'da Entegre Sonar Suit Projesi'nde, ABD Deniz Kuvvetleri Denizaltı Programı'nda ortak çalışacaklarını hatırlatarak, şunları söyledi: "Ultra bu alanda lider bir firma. Böyle bir firmaya kısa sürede bilgi teknolojileri alanında hizmet verir hale gelmemiz çok önemli. Bu aynı zamanda kendi silahlı kuvvetlerimizin ihtiyacı doğrultusunda da, know how'un tamamen milli olarak geliştirilmesini sağlayacak. Geliştirilecek birçok teknolojiyi de kendi deniz kuvvetlerimizde kullanabileceğiz."

Dalgıç tespit sonarı

KOÇ Bilgi Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu, Türkiye'de ilk milli dalgıç tespit sonarını da geliştirdiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu: "Denizin içindeki denizaltıdan gelecek tehditleri algılayan, denizüstünde tehdide yönelik olarak savunmayı harekete geçirerek bir sonar geliştirdik. Bu sonar, TÜBİTAK'ın desteklediği bir program olarak geçen yıl içinde başladı. Bu yıl sonu itibariyle de bu sonar artık ticari olarak ülkemizde birçık projede kullanılır hale gelecek."
Salı, Mayıs 5, 2009
01:07
Gıda sektörünün iddialı şirketlerinden Tat Konserve, kriz yılında da büyümeye devam edecek. Tat Genel Müdürü Güçlü Toker, bu yıl ciroda yüzde 19 büyüme hedefi koyduklarını ifade etti.

TÜRKİYE’NİN en köklü gıda kuruluşları arasında yer alan Koç Holding şirketlerinden Tat Konserve, 2005 yılında hızlandırdığı verimlilik ve büyüme koşusuna devam ediyor. Tat Konserve Genel Müdürü Güçlü Toker, 2008’in en önemli yatırım basamaklarını tamamlama yılı olduğunu belirtti. Toker, Harranova şirketindeki yatırımlarla tarım, salça üretimi, besi, kesimhane, parçalama konularında ciddi yatırımların yapıldığını ve büyümenin devam edeceğini ifade etti. Toker, 2009’da ciroda yüzde 19 büyümeyi hedeflediklerini söyledi. Toker, 2008 yılı verilerine göre, satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 15 artıran Tat Konserve’nin, 2008 yılı brüt kárını da yüzde 17 artırarak 113.8 milyon TL’ye yükselttiğini vurguladı. Toker, 2008 yılını 629 milyon TL’lik ciro ve 51.5 milyon TL’lik VFAÖ (Ebitda) kárı ile kapatan Tat Konserve’nin şirket ebitdasının da 2009 ilk çeyrekte yüzde 25 yükselerek, 19.2 milyon TL’lik VFAÖ’ye (Ebitda) ulaştığını kaydetti.

30 MİLYON DOLARLIK İHRACAT

GEÇEN
yıl 30 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini belirten Toker ‘2009’da da başta Rusya, AB ve Ortadoğu olmak üzere pazar geliştirme çalışmaları sürecek. Ana ihracat pazarlarımızı, Japonya dışında, Avrupa ve Rusya’yı da içine alacak şekilde genişletmeye devam edeceğiz’ dedi. Tat Konserve çatısı altında Tat, SEK, Maret, Pastavilla, Kartal, Fidan ve Lunch&Dinner markaları yer alıyor.
Salı, Mayıs 5, 2009
01:03
Ekonomik krize rağmen ofis ve alışveriş merkezi yatırımları sürüyor. Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı tarafından İstanbul Eyüp'te inşa edilen Flatofis'in çarşı bölümü hizmete girdi. 110 milyon dolarlık yatırımla kurulan Flatofis Çarşı'da toplam 2 bin kişi istihdam edilecek.

Çarşının açılışı dolayısıyla düzenlenen törene İstanbul Vali Yardımcısı Vedat Müftüoğlu, Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu, Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara, Üsküdar Kaymakamı İzzettin Küçük ve Sinpaş İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik katıldı. Törende milli basketbolcu İbrahim Kutluay da yer aldı. Alışveriş merkezinin açılışında konuşan Flatofis Genel Müdürü Mehmet Özdemir, Eyüp'ün turizm ve kültürel açıdan zengin olduğu kadar, tamamlanan ve devam eden yatırımlar ile hızla geliştiğini ifade etti. Özdemir, "Flatofis Çarşı, Eyüp'ün zenginliğini, marka karması ve mimarisi ile tamamlayacak. Bölgenin alışveriş ve eğlence ihtiyacını karşılayacağız." dedi. Mağazalarının neredeyse tamamı kiralanan çarşıda hazır giyimden elektroniğe, açık tenis kortlarından fitness centera kadar pek çok mekân bulunuyor.

18 bin metrekare alana sahip olan Flatofis Çarşı, Eyüp mevkiinde Haliç, Eminönü, Sultanahmet, Kâğıthane, Alibeyköy, Rami, GOP ve Fatih ilçelerindeki müşteri kitlesini hedefliyor. Çarşının günde ortalama 15 bin ziyaretçi çekmesi bekleniyor.

Pazartesi, Nisan 27, 2009
17:26
Dünyanın önde gelen piliç eti üreticilerinden CP Group, 16 milyon dolar yatırımla Bilecik’te bir fabrika kuruyor. CP tesis sayesinde iç pazarı canlandırmakla kalmayacak. İngiltere’nin Uzakdoğu’ya uyguladığı kota sorununu aşmak için Avrupa’ya ihracat da yapacak.

TÜRKİYE’de 1987 yılından bu yana faaliyet gösteren dünyanın en büyük piliç eti üreticilerinden CP Group, 16 milyon dolar yatırımla Bilecik’te bir fabrika kurarak katma değerli hazır gıda üretimine soyunuyor. 2009 yılı sonunda üretime hazır hale gelecek olan ve ayda bin ton kapasite ile açılması hedeflenen bu tesiste naget, şinitzel gibi kaplamalı piliç ürünleri ve piliç sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünleri üretilecek. CP’nin bu yeni tesis sayesinde sadece iç pazarı canlandırmakla kalmayacağını dile getiren CP Food CEO’su Adirek Sripratak, "Bu sayede Tesco, Seinsburry gibi çok büyük müşterilerinin bulunduğu İngiltere’nin Uzak Doğu’ya uyguladığı kota sorununu da aşacağız. İhracat ve iç talep çok olursa kapasitemizi artıracağız" dedi. Dünyada genellikle 3 aşamada büyüdüğünü ve Türkiye’de de bu üçüncü aşamaya ulaştıklarını dile getiren Sripratak şunları söyledi: "Biz bir ülkeye girdiğimizde önce yem üretiriz. Ardından da piliç üretimine başlarız. Ülkenin bu konuda da gelişimini gördükten sonra iş üçüncü aşama olan katma değerli ürünlerin üretimine gelir. türkiye’de de bu aşamadayız. 1987 yılında yem ile başladık. Bu amaçla Bursa, Adapazarı Ankara ve Adana’daki fabrikalarımız ile 1991 yılından bu yana lider konumunda bulunuyoruz. Yıllık 750 bin ton üretim yapıyoruz. 1991’de tavuk üretimine başladık. 2002’den bu yana bu alanda da lideriz. Şimdi sıra katma değerli ürünlerde."

Tavuk emtia gibi

Tavuğun emtia gibi olduğunu ve çok üretildiği taktide fiyatının gerilediğini dile getiren Sripratak şöyle devam etti: "Üçüncü faza geçerek işin dağılımını sağlamayı hedefliyoruz. AB standardında üretim yapacağız. Zaten ürettiklerimizi o bölgeye ihraç da edeceğiz ama bizim için iç talep çok önemli. Şu an Avrupa’ya merkezden 100 milyon dolarlık satışımız var. Türkiye’de de karides ve mezgit satıyoruz. Çok çalıştığı için insanlar hazır gıda almayı tercih ediyor. Özellikle mikrodalga bunu daha da kolaylaştırıyor. Türkiye’de iç talep konusunda da oldukça umutluyuz."

580 milyon TL

CP Group dünyada sadece gıda konusunda faaliyet göstermiyor. Lotus süpermarketleri ve Supermall aracılığıyla perakede de, 3 milyon kullanıcılı mobil telefon şirketiyle iletişim,, gayrimenlkul, petrokimya alanlarında da faaliyetleri bulunuyor. CP tarım ve gıda konusunda 13 ülkede 14 milyar dolar ciroya ulaşıyor. Ürünlere kattığı uzakdoğu tadıyla fark yaratmayı hedeflediklerini dile getiren Sripratak, "Bu tadın Türk damak tadına uyacağını düşünüyorum" diyor. CP’nin Türkiye’deki 2008 cirosu 580 milyon TL’ye ulaşıyor.

500 milyon yumurta

ÜRETİMİN her aşamasında son teknolojiyi kullanan CP, 2005 yılında başlayıp 2008 yılında 365 milyon adede ulaştırdığı sofralık yumurta üretimini 2009’da 500 milyon adede çıkarmayı planlıyor. CP’nin sofralık yumurta üretimi, Eskişehir, Bursa, Çorum, Adapazarı, İzmir, İzmit, Yozgat, Konya ve Karaman’da bulunan üretim çiftliklerinde yapılıyor.
Cumartesi, Nisan 25, 2009
22:02
Zorlu Enerji Grubu’nun Pakistan’ın güneyindeki Thatta şehrinin Jhimpir bölgesinde yapımı süren rüzgar santralinin 1.2 megavatlık ilk türbini üretime başladı.

Jhimpir bölgesinde yapımı sürdürülen 50 megavat kapasiteye sahip olacak rüzgar santralinin toplam 4.8 megavat kurulu güce sahip ilk 4 türbininin tamamlandığı belirtildi.

Enerji darboğazı

Santralin 1.2 megavat kapasiteye sahip ilk türbini, Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, Su ve Enerji Bakanı Raja Pervez Ashraf’ın yanı sıra TBMM Enerji Komisyonu Başkanı Soner Aksoy’un da katıldığı bir törenle hizmete girdi. Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, Pakistan’ın büyük bir enerji darboğazına doğru ilerlediğini, ülkenin dışa bağımlılığını azaltmak için önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık vereceklerini söyledi.

Kurulu güç artacak

Zorlu Enerji Grup Başkanı Murat Sungur Bursa, Pakistan’ın büyüyen nüfusu ve gelişen sanayisiyle enerji üretiminde yüzde 30 enerji açığı bulunduğunu belirterek, şunları söyledi: "Yerel ve yenilenebilir bir kaynak olduğu için, termik yöntemlerden daha ucuza üretim sağlayan rüzgar enerjisinin kapasitesini artırmak için projenin kurulu gücünü 300 megavat kapasiteye kadar genişletilmesi amaçlanıyor. Ulusal ve yenilenebilir enerji kaynağı ile üretim yapan, bu nedenle enerji alanındaki bağımsızlığın önemli bir adımı olan Pakistan’ın ilk rüzgar santralini kurmaktan büyük mutluluk duyuyoruz."
Cumartesi, Nisan 25, 2009
21:00
Organize ettiği at yarışları ile bugün dev bir sektörün temsilcisi haline gelen Türkiye Jokey Kulubü (TJK), son yıllarda hız verdiği yatırım ve projelerine bu yıl da devam edecek.

Yıl boyunca 647 koşunun yapılacağı 2009 İstanbul Yarış Sezonu’nun açılışını bugün yapacak olan TJK, bu yıl için 49 milyon liralık yatırım planı yapıyor. TJK Başkanı Behçet Homurlu, at yarışlarına sadece bir şans oyunu diye bakılmaması gerektiğini söylerken, bu sektörün ekonomiye önemli bir katkı sağladığını vurguladı.

Behçet Homurlu, günümüzde büyük bir endüstri haline gelen at yarışlarının, yarattığı istihdama dikkat çekti ve şunları dile getirdi: "Büyük bir endüstri haline gelen bu sektörde, toplam istihdam 100 bini aştı. Halen 5 bin 253 at sahibi, 3 bin 626 seyis, 492 jokey, 580 apranti (jokey yamağı), 1195 antrenör, 1978 TJK çalışanı, 2 bin ganyan bayii, 8 bin ganyan bayii çalışanı bu sektörde çalışıyor. Bunun yanı sıra sektör çok sayıda veteriner, nalbant, yem tedarikçisi, nakliyecie, çiftçi gibi pek çok meslek mensubuna iş yaratıyor. Ayrıca yarış atı olarak da 750 aygır, 6 bin 950 tay, 3 bin 550 damızlık kısrak, 5 bin 250 koşan at olmak üzere; toplam 16 bin 500 safkan İngiliz ve Arap atı var Türkiye’de. Bu da 350 civarında özel harada yetiştiricilik yapıldığı anlamına geliyor."

6 misli katma değer

TJK olarak, at yarışçılığı ve yetiştiriciliğinde Türkiye’yi en ileri ülke seviyelerine getirmeyi amaçladıklarını anlatan Homurlu, geçen yıl elde edilen sonuçlara ilişkin de şu bilgileri verdi: "Geçen yıl TJK toplam brüt hasılatının 2 milyar 111 milyon 802 bin 765 lira oldu. Bunun 590 milyon 588 bin 910 lirası kamuya aktarıldı. Yarış severlere ise 1 milyar 55 milyon 901 bin 382 lira ikramiye dağıtıldı. Geçen yıl yıllık 1.5 milyar dolar ciroya ulaştık, bu bir yıl öncesine göre yüzde 15’lik artış demek. Ancak bunun ötesinde toplam yatırım ve satın alımlarıyla sektör yaklaşık ekonomiye çok önemli bir katma değer yaratıyor. ABD Princeton Üniversitesi’nde yapılmış bir araştırma, sektöre yapılan her yatırımın 6 misli oranında bir katma değer yarattığını ortaya koyuyor."

Homurlu, sektörün yarattığı katma değerin önemli bir kısmının kırsal yerlerde oluşması nedeniyle göç gibi önemli bir sorunu hafiflettiğini belirtti.

İstanbul’da 647 koşuda 58 milyon TL dağıtılacak

TOPLAM
647 koşunun yapılacağı 2009 İstanbul Yarış Sezonu, bugün saat 18.30’da yapılacak ilk koşu ile başlayacak. 29 Kasım’a kadar devam edecek bu sezonda yaklaşık 58 milyon TL’nin dağıtılması öngörülüyor. Ayrıca bugün Uluslararası Safkan Arap Atı Yarış Otoriteleri Federasyonu (IFAHR) yönetim kurulu üyeleri, Türkiye Jokey Kulübü (TJK) ve Safkan Arap Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği’nin (SAAYD) davetlisi olarak İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda toplanacak.
Cuma, Nisan 24, 2009
18:20

Kazakistan'da Yatırım Yapan En Büyük Türk Şirketi Ünvanına Sahip Olan Okan Holding Tarafından Astana'da İnşa Edilen Ajar Alışveriş ve Eğlence Merkezi, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev Tarafından Hizmete Açıldı.

Kazakistan'da yatırım yapan en büyük Türk şirketi ünvanına sahip olan Okan Holding tarafından Astana'da inşa edilen Ajar Alışveriş ve Eğlence Merkezi, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından hizmete açıldı. 120 milyon dolara mal olan Ajar Alışveriş Merkezi ile Okan Holding'in Kazakistan'da gerçekleştirdiği iş hacmi toplamı 1 milyar doları aştı.

Okan Holding, global krize rağmen Astana'da 120 milyon dolarlık alışveriş ve eğlence merkezini hizmete açtı. Okan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Okan, zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın tavsiyesiyle 1992 yılında gittikleri Kazakistan'da bugüne kadar 580 milyon doları çeşitli sektörlere doğrudan yatırım, 500 milyon dolar ise üstlenilen taahhütler olmak üzere toplam 1 milyar doların üzerinde bir iş hacmi yakaladıklarını açıkladı. 2009'da 100 milyon dolarlık yeni yatırım Jeruik Kempinski Kompleksi içinde yer alan Ajar Alışveriş ve Eğlence Merkezi'nin açılışı ile ilgili değerlendirme yapan Okan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Okan, 2009 yılı içinde 100 milyon dolarlık yeni yatırım planladıklarını kaydetti.

Hedeflerinin, Astana'da Jeruik Kempinski Kompleksi'yle birlikte Almaatı'da, içerisinde rezidanslar, alışveriş ve eğlence merkezinin bulunduğu Bayterek Kompleksi'ni bitirmek olduğunu anlatan Bekir Okan, "Küresel krize rağmen biz yatırımlarımızı ertelemedik. Kritik dönemde yaptığımız bu 120 milyon dolarlık yatırım aslında Okan Holding'in Kazakistan'a duyduğu sonsuz güvenin açık göstergesidir" dedi.

 

MAKARNADAN, OTEL VE REZİDANSLARA

 

Okan Holding'in Kazakistan'a gelen ilk yabancı yatırımlardan biri olduğunu belirten Bekir Okan, yeni Başkent Astana'nın inşasında önemli katkıları olduğunu vurguladı. Kazakistan'da sanayi, tarım, turizm, gayrimenkul alanlarında yatırım yaptıklarını belirten Bekir Okan, "Okan Holding'in 40 yıllık birikimiyle dünya markalarını Kazakistan'a taşıdık. En zor şartlarda riskleri üstlendik. Yaptığımız yatırımlarla Sultan Makarna, 5 yıldızlı Intercontinental Oteli, Kempinski Kompleksi ve Ajar gibi markaları Kazakistan ekonomisine kazandırdık" dedi.

 

KAZAKİSTAN'IN ÖRNEK PROJESİ AJAR CENTER

 

Alışverişin yanında, sosyal yaşam ve eğlence merkezi olarak dizayn edilen ve Kazakistan'ın örnek projesi olarak kabul edilen Ajar Alışveriş ve Eğlence Merkezi, 50 bin metrekarelik kapalı alana sahip. Ajar Center, 500 araçlık otoparkı ve 4 kata yayılmış 120 mağazası ile her yaştan misafirin gününü keyifle geçirebileceği bir merkez olarak düşünülmüş. Ajar Alışveriş ve Eğlence Merkezi'nde butikler, restorantlar, sinemalar, 2 bin 300 metrekarelik eğlence merkezi ve buz pistinin yanı sıra 2 bin 984 metrekarelik alana sahip bir de hipermarket bulunuyor. Ajar Alışveriş ve Eğlence Merkezi'ne entegre olan fitness ve Spa Merkezi'nde spor salonlarının yanı sıra squash ve sauna salonları da yer alıyor. Ajar Alışveriş Merkezinde, Ramstore, Adidas, Planeta Elektronik, Damat gibi uluslararası birçok markanın mağazaları da yer alıyor.

Cuma, Nisan 24, 2009
18:10
Toki , 2009 Yılında Eğitim ve Sağlık Alanında Yeni Yatırımlara Hazırlanıyor.

Vatandaşı ev sahibi yapan Toplu Konut İdaresi (TOKİ), 2009 yılında eğitim ve sağlık alanında yeni yatırımlara hazırlanıyor. Şimdiye kadar 459 okul, 74 sağlık ocağı ve 41 hastane kazandıran TOKİ, inşaatı devam eden yatırımları 2009 yılı içerisinde tamamlamayı planlıyor. Bu yıl içerisinde 29 yeni hastanenin temelini atacak olan TOKİ, inşaatı devam eden 217 okulu da tamamlayarak hizmete sokacak.

Son 6 yılda 352 bin konut üreten TOKİ, 13 bin 382 derslikli 459 okul ile bu okullardan 50'sine spor salonu ve 27'sine de kütüphane kazandırdı. Milli Eğitim Bakanlığı'na 5 bin 60 derslikli 160 ilköğretim okulu, bin 252 derslikli 35 lise ile 140 derslikli 35 anaokulunu yaparak teslim eden TOKİ, 3 bin 959 derslikli 119 ilköğretim okulu, 2 bin534 derslikli 76 lise ile 92 derslikli 23 anaokulunun inşaatını sürdürüyor.

 

TOKİ, HASTALARI SEVİNDİRECEK

 

TOKİ tarafından son 6 yılda yapılan hastaneler ile yatak kapasitesi de yüzde 10 oranında arttı. Türkiye'nin değişik bölgelerine yapılacak 29 hastanenin de tamamlanmasıyla bu katkı yüzde 18'e yükselecek. Yapımı tamamlanan ve inşaatı yakında bitecek 41 hastanenin yatak kapasitesi 8 bin 541, yeni yapılacak hastanelerin yatak kapasitesi ise 4 bin 363. TOKİ tarafından yapılan hastanelerle birlikte Sağlık Bakanlığı'nın 120 bin olan yatak kapasitesi yüzde 10 artmış olacak.

537 yataklı Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 544 yataklı İstanbul-Halkalı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 400 yatak kapasiteli Adana, Afyonkarahisar, Sakarya, Samsun, Trabzon ve Van-Edremit eğitim ve araştırma hastaneleri ile 300 yataklı Tekirdağ-Çorlu, Kırşehir ve Nevşehir Hastaneleri sadece bulundukları illere değil, çevre illere de sağlık hizmeti sunacak kapasiteye sahip. Söz konusu hastaneler dışında Adapazarı Korucuk 250 Yataklı Devlet Hastanesi, Adana-Seyhan Karalarbucağı 112 İl Ambulans Servisi Binası İnşatı, Trabzon-Of Taşhan sağlık tesisi ve lojman, Osmaniye-Kadirli 150 yataklı hastane de bölge insanına hizmet sunacak.

TOKİ tarafından inşaatı sürdürülen ve bu yıl içerisinde tamamlanacak olan hastaneler ise şunlar: Samsun 200 yataklı ruh sağlığı hastanesi, Adıyaman-Kahta 150 yataklı devlet hastanesi, Ağrı-Patnos 150 yataklı devlet hastanesi, Ağrı-Doğubeyazıt 150 yataklı devlet hastanesi, Ardahan-Merkez 150 yataklı hastane, Aydın-Merkez 150 yataklı kadın doğum ve çocuk hastanesi, Batman-Kozluk 50 yataklı devlet hastanesi, Bingöl-Solhan 50 yataklı hastane, Bingöl-Karlıova 50 yataklı hastane, Bitlis-Merkez 150 yataklı ek hastane, Çanakkale-Ezine 100 yataklı devlet hastanesi, Diyarbakır-Ergani 150 yataklı devlet hastanesi, İzmir-Tire Yenimahalle Maltepe 200 yataklı hastane, Konya-Cihanbeyli 75 yataklı hastane, Mardin-Kızıltepe 200 yataklı hastane, Mardin-Midyat 150 yataklı devlet hastanesi, Mersin-Erdemli 150 yataklı devlet hastanesi, Mersin-Silifke 200 yataklı devlet hastanesi, Muş-Bulanık 100 yataklı devlet hastanesi, Osmaniye-Düziçi 50 yataklı devlet hastanesi, Rize 250 yataklı devlet hastanesi, Rize-Pazar Hamidiye 150 yataklı hastane, Siirt-Kurtalan 100 yataklı devlet hastanesi, Trabzon-Akçaabat 200 yataklı hastane ile Tunceli-Merkez 150 yataklı hastane.

 

2009'DA YAPIMINA BAŞLANACAK HASTANELER

 

TOKİ'nin önümüzdeki günlerde yapımına başlayacağı hastaneler ise şunlar: Niğde 300 yataklı hastane, Uşak 400 yataklı devlet hastanesi, Kars-Sarıkamış 50 yataklı hastane, Ordu-Ünye 300 yataklı devlet hastanesi, Bursa-Orhaneli 50 yataklı devlet hastanesi, Diyarbakır-Bismil Tepeköy 20 yataklı devlet hastanesi, Karaman 300 yataklı devlet hastanesi, Manisa-Alaşehir 200 yataklı devlet hastanesi, Adıyaman-Kahta 400 yataklı devlet hastanesi, Antalya-Kaş Gökçeören Köyü 50 yataklı devlet hastanesi, Adana 118 yataklı devlet hastanesi, Afyonkarahisar-Çay 50 yataklı hastane, Afyon-Şuhut 50 yataklı hastane, Antalya-Kemer 50 yataklı hastane, Antalya-Korkuteli 100 yataklı hastane, Ardahan-Göle 100 yataklı devlet hastanesi, Bingöl-Adaklı Entegre Hastane, Denizli-Acıpayam 100 yataklı devlet hastanesi, Gaziantep-İslahiye 100 yataklı devlet hastanesi, Giresun-Şebihkarahisar 75 yataklı devlet hastanesi, Karabük-Merkez 300 yataklı devlet hastanesi, Konya-Bozkır 50 yataklı devlet hastanesi, Malatya-Hastane, Manisa-Turgutlu 300 yataklı hastane, Şanlıurfa-Siverek 200 yataklı devlet hastanesi, Şanlıurfa-Viranşehir 200 yataklı devlet hastanesi, Trabzon-Merkez Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon Hastanesi Ek Binası ile Trabzon-Yomra Kaşüstü 200 Yataklı Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi. İdare 74 ayrı sağlık ocağını da vatandaşların hizmetine sundu.

Çarşamba, Nisan 22, 2009
23:46
Alışveriş merkezi yapım ve yönetim hizmetleri vermek üzere kurulan Alman yatırım firması Prime Development, Türkiye'de konut ve alışveriş merkezi (AVM) projeleri için 1.5 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıkladı.

Şirketin Türkiye'deki ilk yatırımı ise İskenderun ve Antakya'da Prime Mall adıyla inşa edilecek AVM'ler olacak. 

Türkiye'ye yönelik projeleri anlatmak üzere bir basın toplantısı düzenleyen Prime Development Şirketi Ortak ve Yöneticisi Dr. Philipp Von Wilmowsky, Türkiye'de AVM ve konut olmak toplam 1.5 milyar dolarlık yatırım yapmayı plandıklarını ifade ederek, ilk yatırımlarını ise İskenderun ve Anktakya'da yapacaklarını söyledi. İskenderun ve Antakya'da yapımına başlanan iki alışveriş merkezinin toplam yatırım bedelinin 350 milyon dolar olarak öngörüldüğünü ve her iki projenin de iki yıl içinde hizmete gireceğini kaydeden Wilmowsky, alışveriş merkezi yatırımlarının ilk beş yılda 10 AVM yapılmasının hedeflendiğini ifade etti. Wilmowsky, şirketin toplam yatırım bütçesinin yüzde 70'i AVM projelerinden, yüzde 30'u da konut projelerinden oluştuğunun altını çizdi.

Wilmowsky, zamanlamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede ise, “Her ülke kriz yaşıyor olabilir. Biz uzun dönemli düşünen bir yatırımcıyız. Kriz nasıl olsa geçecek. Ayrıca kriz ekonomisi içinde ülkeye katkı yapmak da bizi mutlu eder. O yüzden kriz var diye Türkiye'ye gelmemezlik edemezdik. Biz Türkiye'de uzun yıllar kalmak istiyoruz.Türkiye genç ve dinamik nüfusu ve başarılı ekonomik performansıyla bizim için büyük potansiyel taşıyor” dedi.

“YENİ YERLER ARIYORUZ”

Hatay ve İskenderun'un Doğu Akdeniz'in yükselen değerleri olduğunu ifade eden Wilmowsky, Prime Development'ın Türkiye'de kuracağı diğer alışveriş merkezleri için 12 ayrı ilde yer arayışlarına devam ettiklerini, büyükşehirlerde de öncelikli olarak projelerin hayata geçirileceğini açıkladı. Wilmowsky, İskenderun ve Hatay'ın yanı sıra Adana, Gaziantep, Antalya, Ankara, İzmir ve İstanbul'da da AVM yatırımları planladıklarını kaydetti.

Mali kriz nedeniyle ortaya çıkan finansman sorunları nedeniyle üç projenin durduklarını belirten Wilmowsky “Türkiye'de emlak fiyatları ve kiralar çok yükseldi. Pazar çok ısınmış durumda” dedi.

Wilmowsky, alışveriş merkezlerinin yatırım, konsept ve proje üretim, yapım ve yönetim süreçlerine farklılık kazandırmak ve gelişmiş bir yönetim anlayışını sektöre kazandırmak hedefiyle kurulan Prime Development şirketinin, söz konusu yatırımlar için yaptığı pazar araştırmalarında Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerindeki potansiyeli inceledikten sonra çoğu kriterin daha elverişli olduğu Türkiye'de yatırım yapmaya karar verdiğini söyledi.

Wilmowsky, “Biz geçmişte Türkiye'de birçok alışveriş merkezinin kurulumunda üst düzeyde görev aldık. Projeleri A'dan Z'ye hayata geçirdik. Türkiye pazarını çok iyi biliyoruz. Alışveriş merkezi işletmeciliği konusunda da dünya çapında tecrübeye sahibiz. Alışveriş merkezi sektöründe İstanbul öncelikli olarak akla gelse de Anadolu'nun da bu tür yatırımlara ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

Wilmowsky, bir AVM'nin yapım sürecinde yaklaşık iki bin kişiye iş olanağı sağlaynacağını ekledi.

“AVM PAZARINDA YENİ BİR DENGE BULUNACAK“

Prime Development tarafından geliştirilen alışveriş merkezlerinin kiralama danışmanlığını yapacak Avi Alkaş da toplantıda yaptığı konuşmada, özellikle belirli bölgelerde AVM sayılarında önemli bir tırmanış olduğunu ve dengenin kaçtığını vurgulayarak, “Kiraların ödenebilir ve sürdürülebilir olması önemli. Biz daha anlayışlı bir yaklaşım içinde olacağız ve hasılat paylaşımı üzerine inşa edeceğiz. Çünkü kiracı mutluluğu bizim için çok önemli. Kiracı mutluluğu yanı sıra tüketici güveninin yeniden tesisi ve ticaretin canlandırılması da bu süreçte önem taşıyor. Biz AVM alanında yeni bir dengenin bulunacağına inanıyoruz. İskenderun ve Antakya projeleri bölgede bu alanda başı çeken ilk proje olacağı için olumlu bir pazar reaksiyonu bekliyoruz. Potansiyel kiracılarla yaptığımız görüşmelerden de olumlu izlenimler alıyoruz” diye konuştu.

PRIME MALL İSKENDERUN VE ANTAKYA

Prime Development'ın Türkiye'deki ilk yatırımı olan ve 1.5 yıllık yapım süresi öngörülen Prime Mall İskenderun‘un temeli Ağustos 2008'de atıldı. Toplam 86 bin metrekare inşaat alanına ve 36 bin metrekare de kiralanabilir alana sahip olan Prime Mall İskenderun'un 130 mağaza kapasitesi bulunuyor. Prime Development'ın Türkiye'deki ikinci yatırımı olan ve 2009'un son çeyreğinde temeli atılacak Prime Mall Antakya için yaklaşık 18 aylık yapım süresi öngörülüyor. Antakya'nın ilk alışveriş merkezi olma özelliğini taşıyan Prime Mall Antakya, alışveriş amacıyla sık sık İstanbul'a giden bölge nüfusu için de yeni bir yaşam alanı sunmayı hedefliyor. Prime Mall Antakya, toplam 36 bin metrekare kiralanabilir alana sahip ve bünyesinde hipermarket, sinema salonları, yemek alanı, nitelikli mağaza karması ve kapalı-açık otopark yer alıyor.

Pazartesi, Nisan 20, 2009
19:28

DOĞUŞ Grubu çatısı altındaki D-Marin şirketi tarafından inşa edilen D-Marin Didim Marina, mayıs ayında açılıyor.

D-Marin Didim Marina, Ege Denizi’nde hem konumu hem de altyapısı ile modern bir yat limanı oluyor. 1995’te yap-işlet-devret ihalesiyle çalışmalarına başlanan D-Marin Didim Marina’nın inşaatı 2006 yılı ekim ayında başladı. Toplam yatırım maliyeti 70 milyon doları bulan Didim Marina, 30 ayda tamamlandı. Marina, Doğuş Grubu’nun turizm yatırımları içinde önemli bir rol de üstleniyor. D-Marin Turgutreis’in ardından, D-Marin Didim Marina ile D-Marin’in toplam yat bağlama kapasitesi bin 850’ye, bağlama kapasitesi bazında pazar payı yüzde 12’ye çıkacak.

YATIRIMLAR DEVAM EDECEK

DOĞUŞ
Holding CEO’su Hüsnü Akhan, D-Marin Didim Marina’nın 2010 için 6 milyon Euro’luk ciro hedefi bulunduğunu belirtti. Akhan ‘Önümüzde proje aşamasında bulunduğumuz D-Marin Dalaman Marina var. 100 milyon dolarlık yatırımın yapılacağı Dalaman ile ilave bin 300 yat kapasitesine daha ulaşacağız’ dedi.
Perşembe, Nisan 16, 2009
22:29
Anadolu Grubu, Energon International ile Gürcistan'ın Samtskhe-Javakheti bölgesinde 150 milyon dolar yatırım bedelli hidroelektrik santrali kuracak.

Anadolu Grubu'ndan yapılan açıklamada, Anadolu Grubu ile İngiltere'de kurulu Energon International şirketinin, Gürcistan'ın Samtskhe-Javakheti bölgesinde hidroelektrik santrali kurmak üzere Gürcistan Hükümeti ile anlaşma imzaladığı bildirildi.

Açıklamada, Anadolu Grubu'nun, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili tarafından imzalanan anlaşma çerçevesinde, santral inşaatına bu yıl içinde başlayacağı kaydedildi.

Anadolu Grubu Enerji Sektörü Koordinatörü Tugban İzzet Aksoy da konuya ilişkin değerlendirmesinde, Gürcistan'ın Paravani Nehri üzerinde kurulması planlanan hidroelektrik santralinin 90 megavat gücünde olup, yıllık 420 milyon kilovat üretim kapasitesine sahip olacağını belirtti.

Aksoy, 2012 yılında devreye girmesi planlanan santral üzerinde, Anadolu Grubu'nun yüzde 51, Energon International Ltd'nin ise yüzde 49 oranında payı bulunacağını, 150 milyon dolara mal olması beklenen santralin, yatırım maliyeti ve kilovat gücüyle Gürcistan'ın en büyük hidroelektrik santrallerinden biri olacağını açıkladı.

Verilen bilgiye göre, Anadolu Grubu, Energon International şirketiyle geçtiğimiz şubat ayında bir “Niyet” anlaşması imzalayarak; Gürcistan'ın Samtskhe-Javakheti bölgesinde hidroelektrik santrali kurmak üzere ortak hareket etme kararı aldıklarını açıklamıştı.

Kurulacak santral ile Gürcistan'da enerji üretiminde faaliyet gösterecek olan Anadolu Grubu, 2008 Şubat ayında satın aldığı “Lomisi” ile Gürcistan'ın içecek sektöründe de faaliyet gösteriyor.

Anadolu Grubu'nun Gürcistan dışında, Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya'yı kapsayan coğrafyada Türkiye hariç 12 ülkede içecek sektöründe yatırımları mevcut.
Perşembe, Nisan 16, 2009
22:26
Merkezi Tokyo’da bulunan, dünya çapında 167 bin çalışana sahip Fujitsu Group, Avrupa’nın lider BT altyapı sağlayıcısı Fujitsu Siemens Computers’un % 50 hissesini, 450 milyon Euro ödeyerek, Siemens’ten satın aldı.

Bu satın alma işlemiyle tüm yönetim hakları Fujitsu Group’a geçen şirket, bundan sonra yoluna Fujitsu Technology Solutions (FTS) adı ile devam edecek.

Fujitsu Technology Solutions, bölgedeki 10 bine yakın çalışanı, 1000 mühendisi ve 6,6 milyar euro cirosuyla, yeni dönemde Japon teknoloji devi Fujitsu Group’un küresel konumunu daha da güçlendirmekte önemli rol oynayacak. Şirket, ülkemizin de yer aldığı Avrupa bölgesinde Dinamik BT Altyapıları stratejisiyle kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarına yönetilebilir BT altyapıları ve yenilikçi teknolojiler sunacak. Türkiye, bu oluşum kapsamında bölgede büyümenin lokomotifi olma potansiyelini barındırıyor.

FTS Türkiye’nin Avrupa’da üstlendiği öncü rolü, değişen iş modelleri, gelecek dönem iş hedefleri ve  stratejileri İstanbul SwissOtel’de düzenlenen bir basın toplantısında anlatıldı.

Yeni oluşumu, toplantıda yaptığı bir sunum ile tanıtan FTS Türkiye Genel Müdürü Halit Zaim, Fujitsu Technology Solutions küresel iş hedeflerinde Türkiye’nin önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Zaim, özetle şunları söyledi: “Fujitsu Group Başkanı Kuniaki Nozoe’nun da dile getirdiği gibi, bu oluşum, özellikle EMEA, yani Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesinde büyük bir ağırlığa sahip bulunuyor. FTS Avrupa iş grubuna bağlı faaliyet gösterecek olan Türkiye, sahip olduğu büyük potansiyel ile FTS iş planlarında büyük bir önem taşıyor. Ülkemiz, FTS Avrupa’da büyümenin lokomotif pazarlarından biri olacak”.

Türkiye, 21. Yüzyıl Avrupa’sının en dinamik ülkelerinden biri

Fujitsu’nun, Türkiye’yi 21. yüzyıl Avrupa’sının en dinamik ülkelerinden biri olarak gördüğünü belirten Halit Zaim, sözlerini şöyle sürdürdü: “70 milyonluk, teknolojiye yatkın nüfusumuzun büyük kısmını gençler oluşturuyor. Ülkemizde BT okuryazarlığı ve teknoloji farkındalığı hızla artıyor. Diğer yandan, kamu yönetimi bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın kullanımı ile Türkiye 21. yüzyılın liderleri arasında yer kazanmak yönünde çok güçlü bir irade sergiliyor.”

Zaim, Türkiye’nin e-devlet alanındaki atılımlarının toplum için fayda oluşturmakla kalmadığını, uluslararası camiada da ilgi ve beğeni ile takip edildiğini de sözlerine ekledi. Zaim, “özellikle, bizim de içerisinde yer aldığımız VEDOP, AB üyesi ülkeler nezdinde çok güçlü bir örnek proje olma özelliği taşıyor. Bu ülkelerin uzmanları, bu projenin detaylarını öğrenmek ve kendi ülkelerinde uygulanabilirliğini görmek için ülkemize ziyaretler gerçekleştiriyor” dedi.

“Türkiye’nin bilişim geleceğine yatırım yapıyoruz”

Türkiye’nin, BT altyapısı alanında eksikleri bulunduğunu dile getiren Zaim, “BT altyapısının en önemli yapı taşı sunucu pazarına baktığımızda, bu alanda kat edecek çok yolumuz olduğu net bir şekilde ortaya konuyor. Türkiye’de yıllık sunucu satışları, 25 binin üzerine çıkmıyor. Ekonominin belkemiği KOBİ’lerde Sunucu penetrasyonu ise, % 1’in altında kalıyor. Ancak biz, bu eksiklerin çok büyük fırsatlar barındırdığını düşünüyoruz. Özellikle küresel ekonomik krizin olumsuz etkilerinin de hafiflemeye başlaması ile, BT altyapısı alanında çok büyük bir sıçrayış gerçekleştireceğine inanıyoruz. Türkiye’nin parlak bilişim geleceğine güveniyoruz; bu geleceği istikrarlı bir şekilde desteklemek için yatırımlarımızı artırarak sürdüreceğiz”

Fujitsu Technology Solutions Türkiye’nin, BT hizmetlerini ülke coğrafyasında en yaygın şekilde sunan firmalardan biri olduğunu söyleyen Zaim, “366 çalışanımızdan 260’ı hizmet ağırlıklı çalışıyor. Servis kalite düzeyine verdiğimiz önem nedeniyle kadromuzda çeşitli sertifikalara sahip 110 mühendis yer alıyor. Daha çok donanım ve servis odaklı faaliyet gösteriyoruz. Servis ekibimizle, üretici bağımsız, tüm standart altyapı servislerinden, Yaşam Döngüsü Servis Yönetimi ve Dış Kaynak Kullanımı projelerine kadar geniş bir alanda hizmet vermekteyiz” şeklinde konuştu. Zaim, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye genelinde 250 saha personeli ve 32 destek noktası ile hizmet veriyoruz. Ayrıca, yurt genelinde 81 ilin tamamında da iş ortaklarımız bulunuyor. Önümüzdeki dönemde yatırımlarla büyümeyi, daha fazla istihdam sağlamayı ve ekonomi için daha fazla değer üretmeyi hedefliyoruz.”

Müşterinin işini büyüterek büyümek

Merkezi Tokyo’da olan Fujitsu Group, geçen yıl 53 milyar dolar konsolide gelir ve 481 milyon dolar kar elde etti. Dünya çapında 167 bin çalışanı olan Fujitsu, Ar-Ge’ye yılda 2,5 milyar dolardan fazla bütçe ayırıyor.
Fujitsu Group’un küresel genişleme planları doğrultusunda özellikle sadece BT işlerinin değil, hizmet verilen müşterinin işlerinin de geliştirilmesi, odağın Japonya’dan dünya pazarlarına çevrilmesi ve çevre dostu iş süreçlerinin sürdürülmesi konuları öncelik kazanıyor.

Fujitsu Group, FTS oluşumu ile özellikle servis ve ürün gamının genişletilmesi, ürünlerin servisler ile entegrasyonu, küresel boyutta hizmet verme ve donanım alanında yenilikçi ürünlerin geliştirilmesine odaklanacak.

Dinamik Bilişim Altyapıları sayesinde hızlı, güvenilir ve etkin iş sürekliliği

Avrupa’nın lider BT altyapı sağlayıcısı Fujitsu Technology Solutions, Dinamik BT Altyapıları adını verdiği strateji ile yeni bir sayfa açıyor. Değişen iş ihtiyaçlarına paralel olarak, kurumların BT altyapısının hızlı, güvenilir ve etkin bir şekilde iş sürekliliğini garanti altına alan ‘’Dinamik Altyapılar” yaklaşımı,  değişen strateji ve önceliklere en uygun ürün, servis ve çözümleri içeriyor. FTS bu yaklaşımının yanı sıra ürünlerindeki üstün tasarımı ve yenilikçi teknolojileriyle müşterilerine kapsamlı bir hizmet sunuyor.

Dinamik Bilişim Altyapıları stratejisini il kez Kasım 2008’de açıklayan Fujitsu, bilgi işlem merkezleri ve ofisler için Yönetilebilir BT Altyapıları oluşturmaya yarayan ürün ve hizmetlere ağırlık vereceğini duyurmuştu. Fujitsu Technology Solutions bu stratejisini bir başka hizmet anlayışıyla bir adım daha öne taşıdı. FTS, kurumlar için gerekli BT ve ağ altyapısını bir servis olarak (as-a-Service) sunmaya başladı. Intel bazlı sunucular, yenilikçi donanımlar ve entegre ürünlerle müşteri ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılamayı hedefleyen FTS Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki iddiasını geliştirerek sürdürüyor.
Perşembe, Nisan 16, 2009
22:26
ABD’li bir yatırım ortaklığı olan Global Environment Fund (GEF) tarafından iki yıl önce satın alınan Türkiye’nin ilk özel diş hastanesi Dentistanbul, İstanbul’da yeni yatırımlara hazırlandığını açıkladı.

GEF tarafından yönetilen hastane, İstanbul’un Pendik-Kartal ve Bakırköy-Beylikdüzü gibi yoğun nüfus bölgelerinde yeni klinikler kurmayı hedefliyor.

Dentistanbul Genel Müdürü Bülent Kiymir, şimdiye kadar modernizasyon yatırımları ve yeni klinikler başta olmak üzere GEF’in Türkiye’de 11 milyon dolara yakın bir yatırım yaptığını belirterek, “2009 kuşkusuz kriz ikliminin hissedildiği bir yıl. Dolayısıyla 2009’un ikinci yarısından itibaren ve ağırlıkla da 2010 döneminde yeni diş hastaneleri ve poliklinikleri kurmayı planlıyoruz. Burada hedef öncelikle İstanbul olacak. Ancak diğer illerde de fırsatları gözlüyoruz” dedi.

“2008’DE TOPLAM 19 BİN YENİ HASTA KAZANDIK”

Bülent Kiymir, Türkiye’de özel hastanecilikte ilk uygulama olduklarını ve bu modelin giderek sağlık sektörünün yanı sıra hastalar tarafından da kabul gördüğünü belirterek, “Medikal Park Göztepe’de yer alan diş hastanemiz hariç 2008 yılında toplam 19 bin yeni hasta Dentistanbul’dan faydalandı. Toplam hasta ziyareti sayısı ise 85 binin üzerinde oldu. Hastaların birden fazla işlem yaptırdıkları dikkate alındığında 2008’de hastalarımızın tedavi süreçlerinde 120 binin üzerinde işlem gerçekleşti” dedi.

Dentistanbul Genel Müdürü Bülent Kiymir, son 6 aylık dönemde Medikal Park Göztepe dahil ayda 2 bin 500 civarında, günde ise ortalama 125’in üzerinde yeni hastaya baktıklarını ifade ederek, “Özel bir diş hastanesi ortamında bu önemli bir sayı. Diş hastalarının genelde birden fazla ziyareti olur. Hastalarımızın yaptığı toplam ziyaret sayısı kuşkusuz çok önemli. Ancak ilk kez gelen hasta sayısının günlük ve aylık bazda belirli bir düzeyi yakalamış olmasını, Dentistanbul’un ortaya koyduğu özel hastane modelinin başarısı açısından önemli görüyoruz” dedi.

“ALTI BÖLÜMÜN DE BAŞINDA PROFESÖRLER VAR”

Dentistanbul’da 16’sı uzman olmak üzere toplam 53 diş hekiminin ve 42 hekim yardımcısının hizmet verdiğini açıklayan Bülent Kiymir, her biri kendi alanlarında uzman 6 profesörün de bölüm başkanı olarak görev yaptığını kaydetti. Kiymir bu konuda şu bilgiyi verdi:

“Dentistanbul, özel diş hekimliği hizmeti veren sağlık kurumları arasında, Türkiye’de ilk defa uygulanan bir medikal yapılanmaya da sahiptir. “Dentistanbul Tıbbi Direktörlüğü” altında, diş hekimliğinin bütün ana bilim dalları ve her ana bilim dalının başında da bir bölüm başkanı profesör bulunmaktadır. Profesörlerimiz, kendi bölümleri içinde bir yandan bilimsel etkinlikleri sürdürürken, diğer yandan da bölümlerinde yapılan tüm işlemleri denetlemekte ve medikal kadroya yönelik mesleki eğitime aralıksız devam etmektedirler.”

“YENİ HASTANE İŞBİRLİKLERİ KURABİLİRİZ”

Bülent Kiymir, Medikal Park ile münhasırlık anlaşması olmadığını, benzeri ortak projeleri başka hastaneler içinde de yapabileceklerini belirterek, “Medical Park, Göztepe Sağlık Kompleksi’nde yer alan Diş Hastanesi, Dentistanbul’un tecrübe ve bilgi birikimi ile Ağız ve Diş Sağlığında, tüm uzmanlık alanlarında aynı çatı altında 4 Haziran 2008 tarihinden itibaren başarıyla hizmet veriyor. Bu tür işbirliklerine her zaman açığız” diye konuştu.

Bülent Kiymir, özel diş hekimliği hizmetinin hala yüzde 85’inin muayene ortamında verildiğini, ancak hastane ortamında tüm teşhis ve tedavi işlemlerinin her biri kendi alanında uzman hekimler tarafından entegre bir hizmet olarak yapılmasının önemine dikkat çekerek, “Dentistanbul çatısı altında tedavi, oral diagnoz, periodontoloji, ortodonti, pedodonti, endodonti, protez, çene cerrahisi ve implantoloji, radyoloji ve acil diş hekimliği servisleri bulunmaktadır. Bir hasta hastanemize başvurduğunda medikal komitemiz aracılığıyla teşhis ve tedavi süreçleri belirlenir. Uzman doktorlarımız ve diğer kadromuzla hasta memnuniyetini her şeyin üstünde tutuyoruz. Her an kullanıma hazır tam teşekküllü ameliyathanemizin yanı sıra ambulans ve yataklı servisleri ile diş hekimliği konusundaki en donanımlı tedavi merkezi olduğumuzun altını çizmeliyim” dedi.

“ŞU ANA KADAR TEK BİR ENFEKSİYON VAKASI YAŞANMADI”

Dentistanbul hastaneleri ve polikliniklerinde enfeksiyon kontrol ve önleme faaliyetleri hakkında bilgi veren hastanenin Tıbbi Direktör Yardımcısı diş hekimi Gökhan Yüksel de, GEF’in yönetime gelmesinden sonra enfeksiyon kontrol ve önleme çalışmalarının öncelikle ele alındığını söyledi. Hepatit B, Hepatit C ve AIDS gibi kan yoluyla ve vücut sıvıları ile bulaşan enfeksiyon hastalıklarının en önemli bulaşma yollarından birinin ağız ve diş tedavileri olduğunun bilincinde olarak çalışmaların yürütüldüğünü vurgulayan Yüksel, enfeksiyon kontrolü için hastanede yarı zamanlı bir enfeksiyon uzmanı bulundurduklarını aktardı. Yüksel, “Bugüne kadar Dentistanbul’un hiçbir kliniğinde tek bir enfeksiyon vakası yaşanmamıştır. Bunu büyük bir mutlulukla belirtmek isterim. Hastaların tedavisi sırasında kullanılan her türlü malzeme ve alet ayrı ayrı poşetlenerek dünya standartlarında uygulanan yöntemlerle ve aletlerle steril edilerek kullanılmaktadır. Hasta ağzına giren her türlü alet sterilize edilmektedir. Yüksek ısılarda dahi yaşama şansı bulan bazı spor ve bakteriler var. Bunların yok edilmesi için Otoklavlarla sterilizasyon yapılması gerekmektedir. Kliniklerimizde sterilizasyon basınç altında yüksek ısı ile otoklav kullanılarak yapıldığı için bakteri üremesine izin verilmez” diye konuştu.

“KİŞİ BAŞI 11 SAAT ENFEKSİYON EĞİTİMİ“

Bu konudaki diğer çalışmalara değinen Gökhan Yüksel, kişi başına 2007’de 17 saat, 2008’de de 11 saat enfeksiyon kontrol ve önleme yolları hakkında hekimler dahil tüm çalışanlara eğitim verildiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Bir çok diş kliğininde halen kullanılan kuru sıcak hava sterilizasyonu yerine Hastane ve polikliniklerimizde tüm diş aletleri, yüksek derecede basınçlı buharda (otoklavda) steril edilerek, tek kullanımlık paketler halinde tedavilerimizde kullanılmaktadır. Tedavilerden sonra, kirlenen aletler önce ultrasonik yıkayıcıda (içinde bulunan özel kristaller sayesinde ve belli bir sıcaklıkta titreşim vererek aletleri temizleyen) yıkanmakta, ardından tüm mikroorganizmalardan arındırmak için dezenfekte edilmek üzere yıkama makinesinde yıkanmaktadır.Bu yöntem maalesef pek çok diş kliniğinde hala kullanılmamaktadır.Yıkama makinesinden çıkan aletler kurutularak ve el değmeden tek tek paketlenerek, otoklavda steril edilmek üzere hazırlanmaktadır.”

Yüksel, Denstistanbul hastane ve kliniklerinin hijyen konusunda örnek bir görünümde olduğunun altını çizerek, tüm çalışanların belirli aralıklarla serolojik taramadan geçirildiğini, aşılanması gereken çalışanların aşılarının yapıldığını söyledi.
Perşembe, Nisan 16, 2009
22:24
Denizbank, 2009 yılı sonuna kadar 60 adet yeni tarım şubesi açacak.

DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, yeni şubelerlerle birlikte toplam 450’ye ulaşacak olan Denizbank şubelerinden 215’inde tarımsal bankacılık hizmeti sunacaklarını söyledi. Ateş, bankacılık sektöründe nakdi TL kredilerinin içinde, tarım kredilerinin toplam payının yüzde 5.5 civarında olduğunu, DenizBank’ta ise bu oranın yüzde 16’ya yaklaştığını söyledi.

DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, DenizBank Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ertürk ve DenizBank’ın yeni marka yüzleri Beyaz ve Erdal Özyağcılar’ın katılımlarıyla İzmir’de düzenlenen toplantıda, DenizBank’ın tarım sektöründe geleceğe ilişkin hedefleri açıklandı. Hakan Ateş toplam 450’ye ulaşan Denizbank şubesinden 215’inde tarımsal bankacılık hizmeti sunacaklarını kaydetti.

Türkiye için tarım sektörünün hala yüksek bir potansiyel taşıdığını belirten Hakan Ateş, 2008 yılında ikinci çeyrek dışında tüm çeyreklerde tarımdaki büyümenin GSMH’nın üzerinde gerçekleştiğinin ve Eylül 2008 sonrasında ihracatta sert bir düşüş yaşanmasına rağmen, tarımsal ürün ihracatının kısa dönemlik bir düşüşün ardından istikrarlı artış trendine devam ettiğinin altını çizdi. Ateş sözlerine şöyle devam etti:

“250 BİN ÜRETİCİYE 1.1 MİLYAR TL KREDİ KULLANDIRDIK”

“DenizBank olarak 2003 yılından bu yana kredili üretici sayımızı 250 binin üzerine çıkararak, sektöre tahsis ettiğimiz kredi tutarında 1 milyar TL’yi aştık. 2003 yılında 4 adet ürün finanse ediyorduk, bugün bunu 30 kat artırarak 120 adete çıkardık. Sadece bitkisel ürünlere değil, tarım sektöründe arazi alımından, tarım ekipmanı alımlarına, örtü altı tarımdan, hayvancılık yatırımlarına kadar her türlü ihtiyaca destek verebilir durumdayız. Yenilikçi bir yaklaşımla tarım sektörünün ihtiyaçlarına özel olarak tasarladığımız, ‘üretici kart’ ile 250 bin üreticiye 13 bin üye iş yerinde avantajlar sağlıyoruz. Tarımda edindiğimiz tecrübe ile bölgelere özel değerlendirme yapabiliyoruz. Bugün, DenizBank olarak üreticinin ihtiyacına uygun olarak sağladığımız 355 farklı kredilendirme modelimiz bulunuyor.”

2009‘DA 60 YENİ TARIM ŞUBESİNİ HİZMETE AÇACAK

Geçimini ağırlıklı olarak tarımla sağlayan nüfusun yaşadığı ilçelerde tamamıyla tarıma, üreticiye özel bir anlayışla tasarlanan ve faaliyete geçen tarım şubelerini yaygınlaştıracaklarını belirten Ateş, özetle şu bilgileri verdi:

“Üreticimize daha yakın olma hedefiyle tarıma özel şubeler açmaya devam ediyoruz. 15 Nisan itibariyle Aydın’da Yenipazar ve Bozdoğan şube açılışlarını gerçekleştirdik. 2009 yılı sonuna kadar açacağımız 60 tarım şubesi ile 350 bin üreticimize ulaşarak, tarım kredi hacmimizi 1,5 milyar TL yükseltmeyi hedefliyoruz. Yeni şubelerimizle birlikte, toplam 450 DenizBank şubesinin 215’inde tarım bankacılığı hizmeti sunabiliyor olacağız. Yeni şubelerimizin başta çiftçilerimiz olmak üzere tüm ülkemize hayırlı olmasını diliyorum”.